Ülkem insanının belki de son on yılda içine düşürüldüğü acı tablo, 100 yıllık geçmişinde eşine benzerine hiç rastlamadığımız kadar kötü, berbat ve ahlaksızlıklar ile dolu kara kapkara dönem olarak anımsanacaktır.
Kadın cinayetleri aldı başını gidiyor.
Çocuk istismarı aldı başını gidiyor.
Sokaklar kabusa dönüşüyor.
Madde bağımlılığı ve buna bağlı inanılmaz acı ve gözyaşları aldı başını gidiyor.
Ekonomik dengesizlikler, sorunlar ve bunlara karşı duyarsızlık aldı başını gidiyor.
Çevre katliamı aldı başını gidiyor.
Sokaktaki dostlarımızın varlığı, sesi bile artık fazla geliyor.
Başarılı, pırıl pırıl gençlerimiz gelecek kaygıları ile alıp başlarını uzaklara gidiyor.
Biz ise onların yerini hiçbir zaman dolduramayacak, ne idüğü belirsiz, özel eğitimli Anadolu kültüründen bi haber akın akın gelen, sözde mültecilere trene bakar gibi bakıp bakıp duruyoruz.
Ve bütün bunların sorumlusu olarak; 22 yıldır tek başına güç olmasına rağmen muhalefeti suçlayabilecek kadar halkını umursamayan bir iktidar tarafından yönetiliyoruz…
Kesinlikle haklılar…
Şimdi de bütün bu sorunlara rağmen bir kez daha iktidar koltuğunda kalabilmek adına Anayasayı sözde sivilleştirmek amacıyla değiştirmeye kalkıyorlar.
Damarlarında Türk kanı dolaşan, “Ne Mutlu Türküm” diyebilen herkesin kırmızı çizgisidir Anayasanın ilk dört maddesi.
Bu kadar karanlık bir gündem içerisinde 17 Ekim Dünya Astsubaylar gününden nasıl bahsedebilirim ki!!!
Çocuk denilecek 14 – 15 yaşlarından itibaren silah altına alınan bu gençlerin vatan aşkını kim sorgulayabilir?
Elbette ki kimsenin, hiçbir meslek grubunun vatan aşkını sorgulama haddini de kendimizde görmüyoruz.
Fakat her tarafımızı saran adaletsizlik ve kokuşmuşluk aynı meslek grubu içerisinde devletine ve milletine hizmet veren kişiler arasında tekraren arttırılarak yaygınlaştırılması da, işin en dramatik kısmını oluşturmaktadır aslında.
Örneğin, aynı tarihte mesleğe başlayan Subay ile Astsubay arasında % 10 civarında bir maaş farkı, yıllar içerisinde %25 seviyelerine kadar çıkıyor iken, emekli olduklarında bu oran direk % 50 – 60’lar oranına ulaşıyor.
Neden?
Nedeni ve niçini belli olmayan ahmakça yaklaşımdan başka bişey değil herhalde…
Bu çerçevede çalışırken de ömürlerinin geri kalanında da, mesleği aracılığı ile canını kanını vatanına, milletine adayan Astsubaylardan ve onların içine düşürüldükleri bu vahim durumdan nasıl bahsedeceğimi düşünüyorum.
Ama artık bıçak kemiğe dayanmış durumdadır.
Türk Silahlı Kuvvetlerimizin yapısal dokusunda; mevzuat çerçevesinde verilen görevleri icra eden Subay, Astsubay, Uzman Erbaş ve Erattan oluşan hiyerarşik bir yapı vardır.
Bu yapının idareci kısmını ağırlıklı olarak subaylar oluştururken icrai ve saha kısmında da yapıyı ağırlıklı olarak Astsubaylar oluşturmaktadır. Ve aslında Subayların tersine Astsubaylar bulundukları garnizon ve görev yerlerinde hem idareci hem icracı rolünün gereklerini de yerine getirebilmektedir.
926 sayılı TSK Personel Kanunu ve 7852 sayılı Astsubay Kanununda; "Türkiye Cumhuriyeti Ordusunun Kara, Deniz ve Hava kuvvetleriyle Jandarma, Gümrük Koruma birlikleri kadrolarının ast komuta kademelerinde eğitim, sevk ve idare ile diğer idari işlerde subaya yardımcısı olarak görevlendirilen askerî şahıslara (Astsubay) adı verilir.", şeklinde tanımlanmıştır.
Ordunun orta kademe yöneticileri, komutanlarıdır Astsubaylar. Çeşitli Kuvvet ve Komutanlıklarda, İlçe Jandarma Komutanı, Jandarma Bölük Komutanı, Karakol Komutanı, Takım Komutanı, Kısım Komutanı, Kademe Komutanı, Bot Komutanı, Adestim Komutanı, Bölük Astsubaylığı, Harekât Eğitim Astsubaylığı, İdari İşler Astsubaylığı, Şube Müdürlükleri, gibi önemli makam ve görevlerde bulunurlar demektedir kanunlar.
2016 yılına kadar askeri liselerden 13 – 16 yaş aralığında mezun olarak Astsubay Sınıf Okullarında eğitimlerine devam edip, 17 – 18 yaşlarında Astsubay Çavuş rütbesi ile TSK kadrolarında aldığı sorumluluğu harfiyen yerine getiren, gözünü budaktan, canını ve kanını vatanından esirgemeyenlerdir Astsubaylar.
Ordumuzun omurgasını oluşturan, her türlü harp silah ve araç gerecin her an çalışır ve kullanılabilir durumda olmasından birinci derecede asli sorumlu olan Astsubaylar meslek hayatları ve emeklilik dönemlerinde ise hiç hak etmedikleri kadar ayrımcılık görmekte ve özlük hakkı kaybı yaşamaktadırlar
20 – 30 yıllık çalışma hayatlarını aileleri ile birlikte 8 – 10 yerde tamamlayan, görev süresinin neredeyse ¼ ü kadarlık kısmını kışlasında kendisine emanet edilen vatan evlatları ile birlikte geçiren, geçici görevlendirmeler ile ailesinden aylarca haber alamayacağı yolu izi belli olmayan yerlerde namlu ucunda hayata tutunan bu özverili camia ve bu insanların cefakar aile bireyleri yoksulluk sınırının altında bir gelir ile yaşatılmaya çalışılmaktadır.
Evet 17 Ekim Dünya Astsubaylar gününde sizlere bu büyük camianın sorunlarından çok ikinci baharlarında yurt edindikleri topraklara koydukları katkılardan bahsetmek isterdim. Fakat gerçekten de bıçak kemiğe dayanmış vaziyette.
Sevgili okurum elbette birlikte yaşıyoruz bu güzelim vatanda. Astsubayları çok küçük bir meslek grubunun bireyleri gibi düşünmeyin lütfen.
Bir an için 2-3 yılda bir ev eşyanızı toplayarak daha önce hiç gitmediğiniz belki de ismini bile duymadığınız bir vatan toprağına atamanızın yapıldığını düşünün. Okulu değişen, arkadaşları değişen yaşadığı yer değişen, kültürü farklı, havası farklı suyu farklı bu yörelere eşinizin, çocuklarınızın nasıl adapte olabileceğini, eğitim ve sağlık ile ilgili nitelikli hizmetlerden nasıl faydalanabileceğinizi düşünün.
Evet düşünün lütfen.
2-3 yılda bir tüm arkadaşlarınızı değiştiriyorsunuz, çocuklarınıza aldırdığınız eğitimin niceliği ve niteliği değişiyor, sağlık sorunlarınızı öteleyebiliyor sırtınızda taşıdığınız üç beş eşyanız ile oradan buraya, buradan oraya taşınıp duruyorsunuz.
Ve günün birinde belki de hiç bilmediğiniz bir vatan toprağına kendinizi emanet etmek üzere demir atıyorsunuz.
Yaşadığınız her dönemin anılarını başka coğrafyalarda bırakarak yeniden başlamak istiyorsunuz biriktirmeye, edinmeye, yüklenmeye.
Farkındayım tüm meslek grupları, tüm emekliler, üretenler zor durumda. Siz de farkındasınız biliyorum. Hiç birimize bu vatan altın tepsi içerisinde sunulmadı bunun da farkında isek bize düşen: sorumlu yurttaşlar olarak zamanı geldiğinde bu günleri anımsamak ve yarınlara daha güvenle bakacak şekilde gereğini yapmaktır.
Ayrıca ana konumuz ile alakalı değil gibi görünse de, hepimiz bu ülkede yaşıyor ve gitmek istediğimiz başka bir toprak parçası da yoksa; Ülkemin gündeminde adaletsizlik, sağlık, eğitim, ekonomi, sosyal davranış ve güven sorunları en başta yer alıyor iken mutlu azınlığın mutluluğunun devamı için dayatılacak anayasa değişikliğine de dikkatinizi çekmek istiyorum.
Anayasamızın ne dördüncü maddesi, ne ilk dört maddesi ahmaklar tarafından kirli ağızlarına alınamayacak kadar önemli, değerli ve sahiplidir.
Kimse bunu asla unutmasın…
Son olarak diyeceğim o ki, birçok yazımda bahsetmişimdir “örgütlü toplum güçlü toplumdur” bu bağlamda meslek gruplarının çalışanı ya da emeklisi fark etmeksizin örgütlenmeli ve örgütlü hareket etmelidir, ama’sız, ya’da sız olarak.
Bu vesile ile vatanını ve vatan evlatlarını kendi evladı gibi seven, koruyan ve kollayan tüm Astsubay çalışan ve emeklilerinin ve değerli aile bireylerinin “17 Ekim Dünya Astsubaylar Gününü” kutluyor, tüm meslektaşlarım ve aile bireylerini Kamu Yararına çalışan bölgelerinde ki TEMAD Şubelerine üye olmaya davet ediyorum.
Vahdi SARIKAYA

















yolunuz açık olsun kardeşim