Bazen insan sadece susar… Çünkü söyleyecek sözü kalmaz, vicdanı taşıyamaz olur yaşananları.
Bir yanda Gazze’de, Filistin’de açlıktan göz göre göre ölen çocuklar…
Bir yanda yangınlarla kavrulan ülkemiz…
Bir yanda da insanlık dışılaşmış, vicdanlar buharlaşmış bir toplum…
Ekranlardan izliyoruz sadece…
Alevlerin içinde, canını kurtarmaya çalışan orman işçisinin feryadı kulaklarımızda:
“Yanıyorum, kurtarın beni!”
Bu sadece bir yangının değil, toplumsal vicdanın da çığlığı.
Ve biz…
Kimi zaman bir anne akrep gibi çocuklarımızı sırtımızda taşıyoruz, kendimizi tüketerek onların geleceği için yaşıyoruz.
Ne var ki, çoğu zaman büyüyen çocuklar sırtlarında taşındıklarını unutuyor.
Yaşlanan elleri görmezden geliyor, gözlerinin içine bile bakmıyor.
Toplumda kibarlık eziklik, dürüstlük enayilik gibi algılanıyor artık.
Çocuğunu empatiyle, adaletle büyüten bir anne-babaya “saf” gözüyle bakılıyor.
Oysa gerçekte:
“Kafede, restoranda, otelde, trafikte; rica eden, saygılı konuşan, karşıdakini insan yerine koyanlar: ezik değil kibardır.”
“Vergisini zamanında ödeyen, hakkıyla bir yere gelen, hak etmediği işin ücretini almayan, kimsenin sırasını gasp etmeyen ‘enayi değil, ahlaklıdır.’”
Toplum olarak bu ince çizgiyi kaybettik.
Rica edenin işi gecikiyor.
Sessiz kalan, sabreden eziliyor.
Zorbalık yapan, kaba davranan her kapıyı açtırıyor.
Bir başka kriz de kapımızda: Susuzluk.
İzmir’in gözbebeği Çeşme’de sadece 10 günlük su kalmış durumda.
Bu sadece bir istatistik değil.
Bu, doğanın bize attığı tokattır.
Bu, ihmalkarlığımızın ve umursamazlığımızın sonucu.
Her alanda tükeniyoruz.
Vicdan, doğa, insani değerler…
Savaş, yangın, susuzluk…
Ve tüm bunların ortasında, iyi kalmaya çalışan insanın dramı…
Çünkü artık herkes biliyor ki:
Toplumda haklı olan değil, en çok bağıran kazanıyor.
Doğru davranan değil, sistemi manipüle eden ilerliyor.
Oysa bu sürdürülebilir değil.
Bugün doğru davrananları korumazsak,
Doğruyu savunan anne babaların çocuklarını ezdirirsek,
Bir gün biz de o değerleri mumla ararız.
⸻
Son sözümüz şudur:
Bu dünya, kibarlığın eziklik, dürüstlüğün saflık sanıldığı bir yer olmamalı.
Yangından da, savaştan da, susuzluktan da önce; vicdanı kurtarmamız gerek.