Bazı cümleler vardır ki, sadece bir milleti değil, onun binlerce yıllık tarihini, onurunu, şerefini hedef alır. İsrail medyasına konuşan gazeteci Eyal Berkovic’in sözleri de işte tam olarak bu cümlelerdendir. “Final Türkiye ile olacak” diyerek alaycı bir dille, Türk milletini adeta bir spor müsabakasının son raundu gibi görmek, sadece saygısızlık değil, aynı zamanda büyük bir cehaletin ve tarihi bilmezliğin göstergesidir.
Ey Berkovic, senin “oyun” dediğin şey, bizim kanla yazılmış destanlarımızdır. Biz, savaş meydanlarında doğmuş bir milletiz. Adımız korku ile anıldı nice coğrafyada. Anadolu’nun sert taşlarında yoğrulmuş bir iradenin, Orta Asya’nın bozkırlarında at koşturan ceddimizin, üç kıtaya adalet taşıyan bir imparatorluğun torunlarıyız biz.
Biz final oynamayız, biz tarihi yazarız. Savaş bizim için bir oyun değil, son çarede bile vakarını kaybetmeyen bir duruştur. Bizim savaşımız zulme karşıdır, mazluma kalkandır. Ve eğer bir gün bizimle gerçekten karşı karşıya kalırsan, o final dediğin şeyin neye benzediğini değil, neye mal olduğunu anlarsın.
Türk milletinin savaşçı ruhu, sadece silahla değil; sabırla, stratejiyle, yürekle savaşmaktır. Mete Han’ın disiplininde, Alparslan’ın cesaretinde, Fatih’in vizyonunda, Atatürk’ün akıl ve ferasetinde büyümüş bir millete “oyun” demek had bilmezliktir.
Senin hayalini kurduğun final sahnesinde, biz çoktan tarih kitaplarına geçmişiz. Çünkü biz her zaman bir adım önde, bir çağ ötede dururuz. Unutma; Türk’ün olduğu yerde oyun değil, destan yazılır.