Deprem doğaldı. Yıkım değildi.
Bunu ayırmadan konuştuğumuz her cümle, gerçeği biraz daha gömüyor. 6 Şubat’ta yer kabuğu kırıldı ama asıl kırılan, yıllardır göz göre göre örülen bir düzenin duvarlarıydı. O duvarların harcında beton kadar ihmal, kum kadar alışkanlık, su kadar da sessizlik vardı.
Felaketin büyüklüğü fay hattından değil, ihmaller zincirinden geldi. Aynı hatalar tekrarlandı, aynı uyarılar duymazdan gelindi, aynı “sonra bakarız” refleksi çalıştı. Sonra geldi. Ama bakacak kimse kalmadı.
Yıkılan binalar yalnızca mühendislik hatası değildi; bir zihniyetin mimarisiydi. Kağıt üzerinde sağlam, vicdanda çürük yapılar… Ruhsatsız katlar kadar ruhsuz kararlar da çöktü o sabah. Ve biz buna hâlâ “kader” demekte ısrar ediyoruz. Kader dediğimiz şey, sorumluluktan kaçmanın en eski kelimesi çünkü.
Depremin ardından herkes aynı cümleyi kurdu: “Birlik olduk.” Doğru. Ama birlik, geçici bir duygudur; sorumluluk kalıcı olmalıdır. Birkaç hafta süren dayanışmayı, yıllara yayılan bir hesaplaşmaya çeviremedik. Oysa gerçek yüzleşme, enkaz kaldırıldıktan sonra başlar.
Asıl mesele, ne kadar çabuk unuttuğumuzdur. Kameralar gitti, kelimeler yumuşadı, acı gündemden düştü. Halbuki bazı felaketler manşetten düşmez; düşmemelidir. Çünkü unutulan her yıkım, bir sonrakine davetiye çıkarır.
6 Şubat bize şunu gösterdi: Biz felakete hazırlıksız değildik, felaketi ciddiye almıyorduk. Aradaki fark hayati. Bilgi vardı, rapor vardı, uyarı vardı. Eksik olan iradeydi. Ve irade eksikliği, doğa olayıyla açıklanamaz.
Yeniden inşa konuşuluyor şimdi. Yeni binalar, yeni projeler, yeni rakamlar… Ama eski alışkanlıklarla yapılan her “yeni”, sadece makyajdır. Depreme dayanıklı binalar kadar, ihmale dayanıklı bir hafızaya ihtiyacımız var. Çünkü hafıza zayıfsa, beton da zayıftır.
Bu ülkede depremler olmuyor; depremler olduktan sonra aynı cümleler oluyor. Aynı pişmanlıklar, aynı sözler, aynı unutma hali… Felaketin kendisi kadar, tekrar eden bu döngü de yıkıcı.
6 Şubat bir tarih değil artık. Bir eşik. O eşiği geçip geçmediğimiz ise henüz belli değil. Eğer bu yaşananları sadece anmakla yetinirsek, ders çıkarmadan devam edersek, o gün kaybettiklerimize bir de geleceği eklemiş oluruz.
Deprem doğaldı.
Ama bu kadar insanın ölmesi değildi.
Bunu kabul etmeden atılan her temel, bir gün yeniden çöker.
















