Önce içimizi yakan yangınlara şahit olduk, haberini aldık bir bir ve doğanın yok oluşuna tanık olurken bir mücadele sergiledik içimizdeki bizlerle.
Ardından Şehit haberleri ile sarsıldık, şehitlerimizi uğurlarken bu vatan için cansiparane göğsünü şimdiye kadar dağ gibi ortaya koyan bu ülkenin evlatlarını, abilerimizi, ablalarımızı, kardeşlerimizi düşündük. Ve bu ülke için her birinin ardından her metrekare deki izlerini düşündük ve bu cennet vatanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha ama bir kez daha hatırladık. Yüce rabbim mekanlarını cennet makamlarını âli eylesin, Türk Yurdun 'da şanlı Türk Bayrağımızı göklerde ilelebet payidar kılsın.
Ve gelelim yeni kaleme aldığım öz ve kısa gerçeklerle yüzleşeceğimiz yazımıza yani her birimize....
Hayat Döngüsü
Doğumla başlayan, ölümle sonlanan bir süreç değil midir aslında hepimizin yolculuğu? Belki de öyle düşündüğümüz için yanılıyoruz. Hayat bir çizgi değil; bir döngüdür. Başladığını sandığımız her şey, aslında bir başka sonun devamıdır. Ve bittiğini düşündüğümüz her hikaye, başka bir başlangıcın temelidir.
Düşünelim: Bir tohum toprağa düştüğünde, o bir son mudur yoksa yeni bir hayatın habercisi mi? İnsan da öyledir. Bir hayalin peşinden giderken, başka bir umudunu terk eder. Bir insanı hayatına alırken, bir başkasına veda eder. Kaybettiklerimiz, kazandıklarımızın gölgesinde unutulur. Kazandıklarımız ise kaybettiklerimizin acısında anlam bulur.
Hayatın döngüsü sadece doğmakla ölmek arasında geçen bir zaman değildir. İnsan, her sabah yeniden doğar, her gece yeniden ölür. Bazen bir karar anında eski benliğini gömer, yeni bir kendilik inşa eder. Yani biz aslında her gün değişir, dönüşür, evriliriz.
Belki de hayatı bir yarış gibi görmekten vazgeçip bir döngü gibi algılamayı öğrenmeliyiz. Başarının, mutluluğun, sevginin bile bir çizgi üzerinde ilerlediğini sanarak yanılıyoruz. Oysa gerçek mutluluk, bu döngüyü fark edebilmekte saklı. Kayıpları kabullenmekte… Başlangıçları kutlamakta… Sonları anlamlandırmakta…
"Ama hatıraları asla silmemekte."
Ve insan asla değişmez.