Onu kimse zorla köleleştirmedi.
Bu önemli.
Ne sokakta dövdüler,
ne tehdit ettiler,
ne de köşeye sıkıştırdılar.
Hatta dışarıdan bakınca “iyi bir hayatı var” denirdi.
İşi vardı.
Çevresi vardı.
İnsanlar ona “efendi” derdi.
Ama efendilikle başlayan her hikâye,
eğer sınır yoksa,
bir gün kölelikle biter.
İlk Suskunluk
Her şey çok küçük bir şeyle başladı.
Toplantıda biri onun fikrini aldı,
sonra başkasının ağzından söyledi.
Herkes alkışladı.
O an ağzını açabilirdi.
Sadece şunu diyebilirdi:
“Bu benim söylediğim şeydi.”
Demedi.
İçinden “boş ver” dedi.
“Büyütmeye değmez.”
“Şimdi sorun çıkarmayayım.”
İlk suskunluk budur.
Masum görünür.
Hatta olgunluk gibi gelir.
Ama insan o an fark etmez:
Kendini biraz geri çekmiştir.
O gün kimse onu aşağılamadı.
Ama o, kendini savunmadı.
Ve bu fark, ileride çok büyüyecekti.
İnsanlar Denemeye Burada Başlar
İnsanlar kötülüğü planlayarak yapmaz çoğu zaman.
Denerler.
Biri şöyle düşündü:
“Bunu biraz daha itsek ses çıkarmaz.”
Çıkarmadı.
Sonra biri daha denedi.
Sonra biri daha.
Ve o adam, her seferinde şunu dedi:
“Ben büyüklük yapıyorum.”
Aslında yaptığı şey büyüklük değil,
alan açmaktı.
Yanlışı Normalleştirmek
Bir süre sonra garip bir şey oldu.
Eskiden rahatsız olduğu şeyler,
artık rahatsız etmemeye başladı.
Söz kesilince susuyordu.
Hakkı yenince gülümsüyordu.
Arkasından konuşulduğunu bildiği hâlde
yüz yüze gelince el sıkıyordu.
İçinde bir ses vardı,
ama sesi kısıktı.
Çünkü her sustuğunda,
o sesi biraz daha bastırmıştı.
İnsan kendini kandırmada ustadır.
Ve en tehlikeli cümleyi kurdu:
“Herkes böyle.”
Hayır.
Herkes böyle değil.
Ama herkes, böyle olana böyle davranır.
İlk Saygısızlık Asla Son Olmaz
Bir gün açık açık aşağıladılar.
Şaka gibi söylediler.
Gülerek.
O an herkes ona baktı.
Ne yapacak diye.
O gülümsedi.
İşte o an…
Her şey bitti.
Çünkü o gülümseme,
şu anlama geliyordu:
“Bunu yapabilirsiniz.”
Kimse ertesi gün ona daha iyi davranmadı.
Tam tersine.
Çünkü insan zihni nettir:
Karşılık vermeyen,
sınırı olmayan,
köleleştirilebilir.
Kendini Haklı Çıkarmaya Çalışmak
Artık bir şeyler ters gidiyordu ama
o bunu kabul etmedi.
Sorunu dışarıda aradı.
“İnsanlar nankör.”
“Bu devirde iyi olmak zor.”
“Kimse kimseyi sevmiyor.”
Hepsi kısmen doğruydu.
Ama eksikti.
Çünkü asıl cümleyi kuramadı:
“Buna ben izin verdim.”
Bunu demek zordur.
Çünkü bu cümle sorumluluk ister.
Ve sorumluluk, insanın aynaya bakmasını gerektirir.
O bakmadı.
İlişkiler de Aynı Hikâye
Bir ilişkisi vardı.
Başta iyiydi.
Anlayışlıydı.
Fedakârdı.
Sonra sınırlar kayboldu…
Her şey onun anlayışına bırakıldı.
Karşı taraf hata yaptığında “idare etti”.
Saygısızlık gördüğünde “yorgundur” dedi.
Bir gün açık açık küçümsendi.
O an ayrılabilirdi.
Kalmayı seçti.
Ve bir ilişki, o anda eşit olmaktan çıktı.
Artık biri ister,
diğeri katlanır oldu.
Sevgi sandığı şey,
alışkanlıktı.
İnsan Ne Zaman Köleleştirildiğini Anlamaz
Kimse bir sabah uyanıp
“Ben köleyim” demez.
Bunu en son öğrenir.
Çevresindekiler bilir.
Kullananlar bilir.
Ama kendisi bilmez.
Çünkü köleleştirme,
insanın kendini iyi biri sanarak
herkese alan açmasıdır.
O hâlâ kendini ahlaklı sanıyordu.
Hâlâ “ben kimseye kötülük yapmadım” diyordu.
Doğruydu.
Ama kendine yapmıştı.
Kırılma Anı
Bir gün çok ağır bir şey oldu.
Artık şaka değildi.
Artık üstü kapalı değildi.
Açık bir aşağılama vardı.
Herkes sustu.
Ona baktılar.
O ilk kez bir şey hissetti:
Utanç.
Ama başkasından değil.
Kendinden utandı.
O an şunu fark etti:
Kimse onu bu noktaya getirmemişti.
Her adımı
kendisi atmıştı.
Ya Devam Ya Kopuş
O gün iki yol vardı.
Biri tanıdıktı:
Susmak.
Yutmak.
Devam etmek.
Diğeri korkutucuydu:
Konuşmak.
Kaybetmek.
Yalnız kalmak.
İlk defa sustuğu gün kolaydı.
Ama bugün konuşmak,
çok pahalıydı.
İşte köleleştirilmenin bedeli budur:
Ne kadar gecikirsen,
o kadar ağır ödersin.
İlk “Hayır”
Ağzından zor çıktı.
Sesi titredi.
Eli terledi.
Ama dedi:
“Buna razı değilim.”
Ortam gerildi.
Bazıları güldü.
Bazıları yüz çevirdi.
Ve bir şey oldu.
Onu kullananlar,
birden uzaklaştı.
Çünkü kölelik bitince,
çıkar da biter.
Ya Sonra?
Hayatı bir anda düzelmedi.
Herkes onu alkışlamadı.
Bazı kapılar kapandı.
Ama aynaya baktığında,
ilk kez gözünü kaçırmadı.
Kölelik bir hakaret değildir.
Bir süreçtir.
Ve her süreç gibi,
bir yerde durdurulabilir.
Ama şunu unutma:
Kimse seni köleleştiremez.
Ama sen kendine ihanet edersen,
herkes sıraya girer.
Hakan MUHTAR
















