Köy-Koop Başkanı Neptün Soyer, Tarımsal Kalkınmada Kadının Önemini Vurguladı..
Tarımsal kooperatif kalkınma başkanı Neptün Soyer Oluşum Haber'e yaptığı açıklamada Türkiye'de tarım kooperatiflerinin fazlalaşması için gerekli çalışmaların yapılmasını önerdi. Tarımda komisyonuculuğun kaldırılmasına da değinen Başkan Soyer, tarım kooperatifciliğinin gelişmesi ve kalkınması için bakanlıkların gerekli çalışmalar yapması yönünde açıklamada bulundu Genç ve başarılı kadın girişimci Neptün Soyer ile yaptığımız bu keyifli röportajda tarım kooperatifciliğini ve üreticiyi konuştuk.
O.H. : KÖY-KOOP Başkanlığı sorumluluğunu aldınız. Neler yapıyorsunuz bize yaptıklarınızı anlatır mısınız?
Neptün Soyer: Köy-Koop nedir biraz onu anlatayım. Köy-Koop 1100%’lar da Türkiye’nin hemen hemen her yerinde kooperatifleşmenin başladığı o dönemlerde burada yarım adada kuruldu. Geçenlerde Malatya’daydım orda bu kooperatifin üst birlik kurması istenmiş daha örgütlü bir yapı olsun diye. Onun da adı Köy kooperatifleri. Çok Amaçlı Tarımsal Kalkınma Kooperatifi üst birliği olarak önce İzmir geliyor, Köy-Koop İzmir diye, sonra ardından Ankara merkez birliği kurdular. 2 sene oldu ben İzmir Köy-Koop İl Birlik Başkanı olalı. Biz il birlikleri olarakda merkez birliğe bağlıyız. Bu senede yaklaşık bir 4 ay önce Köy-Koop merkez birlik başkanı oldum. Bizim logomuzu İfade ediyorum her yerde kadınları da belki motive eder diye söylüyorum, kadın erkek el ele bir logomuz var. Logo 1971’de Köy-Koop kurulduğu zaman o kadını bizim doğayen başkanlarımıza sordum, neden oraya kadın koydunuz, şimdiye kadar içiniz de bir tane bile kadın olmamış dediğimde ‘Eşitlik için, hep bir arada eşit olmak için’ dediler. O dönemler de bu vizyon çok kıymetli. Tabi Köy-Koop kadın başkanı olmak bana da gurur veriyor. İnşallah tek kalmayacağız çoğalacak kadınlar. Çünkü bakıyorum artık kooperatif tarımsal kalkınmalarda ama tabi biz tarım bakanlığına bağlıyız, Kadın kooperatif başkanları yavaş yavaş yönetimde de söz sahibi olmaya başladı. Çünkü bir şeyi üretirken tarım, kadın ve erkeğin eşit çalıştığı bir yer ama kayıtlı olarak değil kayıtsız eşit çalışıyoruz. Kayıtlı olduğunuz zaman kadının oranı hemen yüzde yirmilere düşüyor. Çiftçi kayıt sistemi Bağ- Kur’lu olmak gibi dediğinizde o zaman yine aile reisine geçiyor bütün sosyal haklar, orda eşitlik hemen bozuluyor. Ama yavaş yavaş bakıyorum artık kadınlar da çiftçi kayıt sistemine girmek istiyorlar yönetimde söz sahibi olmak istiyorlar. Beraber üretiyorsak o üreteceğimiz şeylerin pazarlamasında, üretiminde, öncesinde ve sonrasında beraber karar vermek istersin o yüzden beraber olmak istiyorlar.
O.H. : Çok güzel gerçekten iyi bir çalışma. Evet, kadınların sesi oldunuz. Ortalama kaç üyeniz var?
Neptün Soyer: İzmir de yüz kooperatif var (Tarımsal Kalkınma Kooperatifi) buda sevindirici. Bir on sene önce bu kadar popüler değildi, tarım da popüler değildi. Şimdi tarım popüler bir alan gıda önemli bir alan. Kentli aldığı gıdadan emin olmak istiyor o emin olma kısmında da işin içine kooperatifler bizim gibi küçük üreticiler var. Türkiye’de arazi yapısı parçalı ve küçük. Toplulaştırma yapıldı ama en fazla işte yirmilere çıkarttılar. Seferihisar’a bakalım. Küçük aile çiftçileri bir araya gelecek bir kişinin yapamadığını beraber yapmak zorunda kalacak. Bu üreticiler kendi sofrasına gidecek ürünler üretiyorlar. O yüzden biz gıdasını sağlamış olacağız, kooperatifçilik o yüzden önemli. Şimdi ama hem tarım bakanlığı hem ticaret bakanlığı da bu konu hakkında çalışmalar yapıyor. Mesela hal ile ilgili bir yasa için Ankara’daydık. Biz ürettiğimiz ürünleri aracısız olarak hallerde pazarlamak istiyoruz. Geçen aylarda Cumhurbaşkanı Erdoğan bir şey söyledi : ‘’Tarlada beş kuruş, manava gidiyorsun 5 lira. Bu aradaki ne oluyor? ‘’ hatta ‘‘Bir racon kesilecekse o raconu ben keserim’’ dedi. Haller de ticaret bakanlığı sorumlu ama büyük şehirlere çıkıyoruz biz. Bizi rahatsız eden birşey var aslında muhattap olduğumuz farklı bakanlıklar ve kurumlar. Bu konuda dağınıklığı ortadan kaldırmak lazım. Biz Alman kooperatifler konfederasyonun da eğitim programları yapıyoruz. Türk Tarım Bakanlığı ile Alman Tarım Bakanlığı protokolünün üzerine yapılan çalışmalar bunlar devletlerarası. Türkiye de bizim Tarımsal Kalkınma Kooeratif’in den 3 bakanlık sorumlu. Tarım Bakanlığı, bir yandan ticaret bakanı yasaları çıkartıyor. Almanya da ki kooperatifler hiç bir bakanlıkla muhat tap değiller. Şimdi kooperatifçiliği karşılaştırdığın zaman oranın gediği düzeyi biliyoruz. Tabi sosyolojik yapısına baktığımız zaman belki biz öyle olmamalıyız. Türk insanı hep bir muhattap arar. Ama o yapıyı incelemek lazım. Bize nasıl uyacak ona bakmak lazım. Yani bu çok parçalı yapı bizi de şaşkına çeviriyor. Hal ile ilgili Ticaret Bakanlığı’na gidiyoruz, büyük şehirlerde ihaleye çıkıyoruz ama biz tarımsal faaliyet gösteriyoruz. O arada ki şeyleri belki Tarım Bakanlığı ortak masada oturacak konuşacaklar bizimde taleplerimiz olacak söyleyeceğiz.

O.H. : Böyle çiftçi de daha çok kazanmış olur en azından karşıda ki kişi de alacağı parayı karşılamış olur.
Neptün Soyer: Bakın hallerde çok ciddi bir kayıt dışılık var. Bakanların söylediği bu. Albayrak’ta aynı şeyi söylüyor. Kayıt dışılığı kaldırmamız için komisyoncuları kaldırmamız lazım. Haller de Türkiye de üretilen tarımsal Ürün’ün yüzde 10 u kayıtlı e yüzde 90 ı nerede. O yüzden hem Tarım Bakanlığı hem Ticaret Bakanlığı hem de Maliye Bakanlığı ile bu hal durumunun düzleneceğine inanıyoruz. Tarladaki biziz. Bizi de ezmesinler kentliyi de üzmesinler. O ara da biz ticaretimize bakalım. Bizi o haller’e sokmasınlar.
O.H. : Yerli üretim gündem de şu anda. Türkiye’de artık bununla ilgili çalışmalar var. Tarımsal anlamda gerek hayvancılıkla ilgili birçok çalışmalar başladı. KÖY-KOOP olarak siz neler yapmayı düşünüyorsunuz?
Neptün Soyer: Bizim kooperatiflerimiz her türlü tarımsal faaliyet yapıyorlar. Zaten çok amaçlı tarımsal kalkınma kooperatifleri bizim, yani neye göre çok amaçlı. Bu bölgeye yarım adaya baktığınız zaman narenciye var üzüm var zeytinyağı var. Ama biraz daha menderes tarafına gittiğiniz zaman hayvancılık daha yoğun yukarı çıktığınız zaman arıcılık var. Şimdi bizim KÖY-KOOP olarak her türlü ürün var. Kooperatiflerimiz üretiyor bunları. Yerli üretim bizde yüzde yüz. İthalatı o yüzden biz anlamıyoruz zaten. Ben ekonomi okumadım. Bu ithalatın durdurulması için kendi yerel kaynaklarımızı çok iyi bilmemiz lazım. Süt mü üreteceğiz, bir kere en başta Türkiye’nin süt politikası nedir ne kadar süte ihtiyacımız var? Tarım politikasını oluşturmamız lazım. 2050 de mesela bu nüfus bu şekilde artarsa beslenmek için %50 daha fazla çalışmamız lazım. Bu bir şey söylüyor bize yani siz 2050’de ki bu öngörüleri bir tarım politikası koymadıysanız ithalat devam edecek demektir. İthalat devam edecek ne demektir tarım küçülmeye başlayacak. Bizim çok bereketli kaynaklarımız var, bizim suyumuz da hala var ama mesele bu değil. Neden bu değil Hollanda’yı örnek verirler dimi toprak yok, su yok, insan da yok. Demek ki sorun bu değil. Yani çok toprağımız var çok suyumuz var hayır adamlar teknoloji üretiyor. Biz Rusya’ya domates satıyoruz ama tohumunu Hollanda’dan alıyoruz. Biz domates satarak çok kazanmadık hiç bir zaman. Ama Hollanda bize tohum satarak çok kazandı. Demek ki biz teknolojiyi daha kullanmıyoruz. Akıllı tarım dan bahsediyor tüm dünya. Ben bu kadar alanda geziyorum biz daha oralara gelemedik. Özel çiftliklerde var ama benim gönlüm kendi ülkemde de o seviyeye yükselmek. Onun için de yapılması gereken her türlü yapılacak şeylere biz hazırız. Üreticide hazır buna. Alana biz gittiğimizde hep bunu söylüyorlar. Biz eğitilmek istiyoruz diyorlar. On sene önce böyle değildi. Şöyle düşünün bir dağ köylü merkez’e gitmekte zorluk çekiyor demek ki. Çünkü 50 baş hayvan varsa, süt çok zor bir ürün hatta şöyle bir laf vardır, ‘Cenaze bekler, süt beklemez’’ süt öldü mü geri alamıyorsunuz. Kalkıp ilçe tarıma gelecek zamanı yok bu adamın. Demek ki ne yapmak lazım onunda ayağına gitmek lazım. İlçede ki personel yetersizliği olabilir, maddi yetersizlikler nedeni ile şimdilik bu projeyi nasıl yazarız diye düşünüyoruz bir tarım tırı olabilir dedik. Bu tır değil küçük araba da olabilir. Orada bilgilendirme eğitim aracı olacak.
Ama bu bilgilendirme o köyde ki sadece tarımsal faaliyet de değil, orada ki kadınlara da eğitim götürebiliriz. Sağlık bakanlığının köylere götürdüğü araba gibi. Bizim tarım araba hayalimiz var bakalım sponsor bulmaya çalışıyoruz şuan. Şimdi bu tarım faaliyetlerini yaptığınız zaman ülkede kendi reklamımızı yapmak, kendimizi tanıtmak, piyasa da kim ne yapıyor bunları öğrenmek için fuarlar çok önemli” dedi.
KÖYKOOP YÖREX FUARINDA
9.YÖREX Fuarı’nın kooperatif ürünlerinin tanıtımı için önemli bir fırsat olduğunu belirten KÖY-KOOP Genel Başkanı Neptün SOYER, “ Ortaklarımız tarafından bin bir emekle üretilen farklı lezzetlere olan talep, her geçen gün artıyor. Yerel ürünlerin son yıllarda popüler olması bizleri mutlu ediyor. Antalya’da ortaklarımızın ürünlerini, Türkiye’nin her bölgesinden gelen katılımcıların yanı sıra, yurtdışından gelen misafirlerle de buluşturduk. Bu tür fuar ve organizasyonlarda yeni fikirlerin ortaya çıktığına ve ortak çalışmaların doğduğuna, birçok kez şahit oldum. Sadece ürünleri tanıtmak değil, farklı işbirliklerinin yapılması bakımından da, böyle etkinlikler çok önemli. Başta Sayın Başkan Ali Çandır ve ekibi olmak üzere Antalya Ticaret Borsası’nı, bu kıymetli çalışmaları için kutluyorum. Böyle önemli etkinliklerin sadece Antalya ile sınırlı kalmamasını diliyoruz. Avrupa, Asya ve Uzakdoğu ülkelerinde de ülkemize özgü bu lezzetleri tanıtmak üzere, YÖREX’i uluslararası arenaya taşımalarını temenni ediyorum. Biz de KÖY-KOOP olarak her türlü desteğe hazırız” dedi.
Tarımsal kooperatif kalkınma başkanı Neptün Soyer Oluşum Haber'e yaptığı açıklamada Türkiye'de tarım kooperatiflerinin fazlalaşması için gerekli çalışmaların yapılmasını önerdi. Tarımda komisyonuculuğun kaldırılmasına da değinen Başkan Soyer, tarım kooperatifciliğinin gelişmesi ve kalkınması için bakanlıkların gerekli çalışmalar yapması yönünde açıklamada bulundu Genç ve başarılı kadın girişimci Neptün Soyer ile yaptığımız bu keyifli röportajda tarım kooperatifciliğini ve üreticiyi konuştuk.
O.H. : KÖY-KOOP Başkanlığı sorumluluğunu aldınız. Neler yapıyorsunuz bize yaptıklarınızı anlatır mısınız?
Neptün Soyer: Köy-Koop nedir biraz onu anlatayım. Köy-Koop 1100%’lar da Türkiye’nin hemen hemen her yerinde kooperatifleşmenin başladığı o dönemlerde burada yarım adada kuruldu. Geçenlerde Malatya’daydım orda bu kooperatifin üst birlik kurması istenmiş daha örgütlü bir yapı olsun diye. Onun da adı Köy kooperatifleri. Çok Amaçlı Tarımsal Kalkınma Kooperatifi üst birliği olarak önce İzmir geliyor, Köy-Koop İzmir diye, sonra ardından Ankara merkez birliği kurdular. 2 sene oldu ben İzmir Köy-Koop İl Birlik Başkanı olalı. Biz il birlikleri olarakda merkez birliğe bağlıyız. Bu senede yaklaşık bir 4 ay önce Köy-Koop merkez birlik başkanı oldum. Bizim logomuzu İfade ediyorum her yerde kadınları da belki motive eder diye söylüyorum, kadın erkek el ele bir logomuz var. Logo 1971’de Köy-Koop kurulduğu zaman o kadını bizim doğayen başkanlarımıza sordum, neden oraya kadın koydunuz, şimdiye kadar içiniz de bir tane bile kadın olmamış dediğimde ‘Eşitlik için, hep bir arada eşit olmak için’ dediler. O dönemler de bu vizyon çok kıymetli. Tabi Köy-Koop kadın başkanı olmak bana da gurur veriyor. İnşallah tek kalmayacağız çoğalacak kadınlar. Çünkü bakıyorum artık kooperatif tarımsal kalkınmalarda ama tabi biz tarım bakanlığına bağlıyız, Kadın kooperatif başkanları yavaş yavaş yönetimde de söz sahibi olmaya başladı. Çünkü bir şeyi üretirken tarım, kadın ve erkeğin eşit çalıştığı bir yer ama kayıtlı olarak değil kayıtsız eşit çalışıyoruz. Kayıtlı olduğunuz zaman kadının oranı hemen yüzde yirmilere düşüyor. Çiftçi kayıt sistemi Bağ- Kur’lu olmak gibi dediğinizde o zaman yine aile reisine geçiyor bütün sosyal haklar, orda eşitlik hemen bozuluyor. Ama yavaş yavaş bakıyorum artık kadınlar da çiftçi kayıt sistemine girmek istiyorlar yönetimde söz sahibi olmak istiyorlar. Beraber üretiyorsak o üreteceğimiz şeylerin pazarlamasında, üretiminde, öncesinde ve sonrasında beraber karar vermek istersin o yüzden beraber olmak istiyorlar.
O.H. : Çok güzel gerçekten iyi bir çalışma. Evet, kadınların sesi oldunuz. Ortalama kaç üyeniz var?
Neptün Soyer: İzmir de yüz kooperatif var (Tarımsal Kalkınma Kooperatifi) buda sevindirici. Bir on sene önce bu kadar popüler değildi, tarım da popüler değildi. Şimdi tarım popüler bir alan gıda önemli bir alan. Kentli aldığı gıdadan emin olmak istiyor o emin olma kısmında da işin içine kooperatifler bizim gibi küçük üreticiler var. Türkiye’de arazi yapısı parçalı ve küçük. Toplulaştırma yapıldı ama en fazla işte yirmilere çıkarttılar. Seferihisar’a bakalım. Küçük aile çiftçileri bir araya gelecek bir kişinin yapamadığını beraber yapmak zorunda kalacak. Bu üreticiler kendi sofrasına gidecek ürünler üretiyorlar. O yüzden biz gıdasını sağlamış olacağız, kooperatifçilik o yüzden önemli. Şimdi ama hem tarım bakanlığı hem ticaret bakanlığı da bu konu hakkında çalışmalar yapıyor. Mesela hal ile ilgili bir yasa için Ankara’daydık. Biz ürettiğimiz ürünleri aracısız olarak hallerde pazarlamak istiyoruz. Geçen aylarda Cumhurbaşkanı Erdoğan bir şey söyledi : ‘’Tarlada beş kuruş, manava gidiyorsun 5 lira. Bu aradaki ne oluyor? ‘’ hatta ‘‘Bir racon kesilecekse o raconu ben keserim’’ dedi. Haller de ticaret bakanlığı sorumlu ama büyük şehirlere çıkıyoruz biz. Bizi rahatsız eden birşey var aslında muhattap olduğumuz farklı bakanlıklar ve kurumlar. Bu konuda dağınıklığı ortadan kaldırmak lazım. Biz Alman kooperatifler konfederasyonun da eğitim programları yapıyoruz. Türk Tarım Bakanlığı ile Alman Tarım Bakanlığı protokolünün üzerine yapılan çalışmalar bunlar devletlerarası. Türkiye de bizim Tarımsal Kalkınma Kooeratif’in den 3 bakanlık sorumlu. Tarım Bakanlığı, bir yandan ticaret bakanı yasaları çıkartıyor. Almanya da ki kooperatifler hiç bir bakanlıkla muhat tap değiller. Şimdi kooperatifçiliği karşılaştırdığın zaman oranın gediği düzeyi biliyoruz. Tabi sosyolojik yapısına baktığımız zaman belki biz öyle olmamalıyız. Türk insanı hep bir muhattap arar. Ama o yapıyı incelemek lazım. Bize nasıl uyacak ona bakmak lazım. Yani bu çok parçalı yapı bizi de şaşkına çeviriyor. Hal ile ilgili Ticaret Bakanlığı’na gidiyoruz, büyük şehirlerde ihaleye çıkıyoruz ama biz tarımsal faaliyet gösteriyoruz. O arada ki şeyleri belki Tarım Bakanlığı ortak masada oturacak konuşacaklar bizimde taleplerimiz olacak söyleyeceğiz.

O.H. : Böyle çiftçi de daha çok kazanmış olur en azından karşıda ki kişi de alacağı parayı karşılamış olur.
Neptün Soyer: Bakın hallerde çok ciddi bir kayıt dışılık var. Bakanların söylediği bu. Albayrak’ta aynı şeyi söylüyor. Kayıt dışılığı kaldırmamız için komisyoncuları kaldırmamız lazım. Haller de Türkiye de üretilen tarımsal Ürün’ün yüzde 10 u kayıtlı e yüzde 90 ı nerede. O yüzden hem Tarım Bakanlığı hem Ticaret Bakanlığı hem de Maliye Bakanlığı ile bu hal durumunun düzleneceğine inanıyoruz. Tarladaki biziz. Bizi de ezmesinler kentliyi de üzmesinler. O ara da biz ticaretimize bakalım. Bizi o haller’e sokmasınlar.
O.H. : Yerli üretim gündem de şu anda. Türkiye’de artık bununla ilgili çalışmalar var. Tarımsal anlamda gerek hayvancılıkla ilgili birçok çalışmalar başladı. KÖY-KOOP olarak siz neler yapmayı düşünüyorsunuz?
Neptün Soyer: Bizim kooperatiflerimiz her türlü tarımsal faaliyet yapıyorlar. Zaten çok amaçlı tarımsal kalkınma kooperatifleri bizim, yani neye göre çok amaçlı. Bu bölgeye yarım adaya baktığınız zaman narenciye var üzüm var zeytinyağı var. Ama biraz daha menderes tarafına gittiğiniz zaman hayvancılık daha yoğun yukarı çıktığınız zaman arıcılık var. Şimdi bizim KÖY-KOOP olarak her türlü ürün var. Kooperatiflerimiz üretiyor bunları. Yerli üretim bizde yüzde yüz. İthalatı o yüzden biz anlamıyoruz zaten. Ben ekonomi okumadım. Bu ithalatın durdurulması için kendi yerel kaynaklarımızı çok iyi bilmemiz lazım. Süt mü üreteceğiz, bir kere en başta Türkiye’nin süt politikası nedir ne kadar süte ihtiyacımız var? Tarım politikasını oluşturmamız lazım. 2050 de mesela bu nüfus bu şekilde artarsa beslenmek için %50 daha fazla çalışmamız lazım. Bu bir şey söylüyor bize yani siz 2050’de ki bu öngörüleri bir tarım politikası koymadıysanız ithalat devam edecek demektir. İthalat devam edecek ne demektir tarım küçülmeye başlayacak. Bizim çok bereketli kaynaklarımız var, bizim suyumuz da hala var ama mesele bu değil. Neden bu değil Hollanda’yı örnek verirler dimi toprak yok, su yok, insan da yok. Demek ki sorun bu değil. Yani çok toprağımız var çok suyumuz var hayır adamlar teknoloji üretiyor. Biz Rusya’ya domates satıyoruz ama tohumunu Hollanda’dan alıyoruz. Biz domates satarak çok kazanmadık hiç bir zaman. Ama Hollanda bize tohum satarak çok kazandı. Demek ki biz teknolojiyi daha kullanmıyoruz. Akıllı tarım dan bahsediyor tüm dünya. Ben bu kadar alanda geziyorum biz daha oralara gelemedik. Özel çiftliklerde var ama benim gönlüm kendi ülkemde de o seviyeye yükselmek. Onun için de yapılması gereken her türlü yapılacak şeylere biz hazırız. Üreticide hazır buna. Alana biz gittiğimizde hep bunu söylüyorlar. Biz eğitilmek istiyoruz diyorlar. On sene önce böyle değildi. Şöyle düşünün bir dağ köylü merkez’e gitmekte zorluk çekiyor demek ki. Çünkü 50 baş hayvan varsa, süt çok zor bir ürün hatta şöyle bir laf vardır, ‘Cenaze bekler, süt beklemez’’ süt öldü mü geri alamıyorsunuz. Kalkıp ilçe tarıma gelecek zamanı yok bu adamın. Demek ki ne yapmak lazım onunda ayağına gitmek lazım. İlçede ki personel yetersizliği olabilir, maddi yetersizlikler nedeni ile şimdilik bu projeyi nasıl yazarız diye düşünüyoruz bir tarım tırı olabilir dedik. Bu tır değil küçük araba da olabilir. Orada bilgilendirme eğitim aracı olacak.
Ama bu bilgilendirme o köyde ki sadece tarımsal faaliyet de değil, orada ki kadınlara da eğitim götürebiliriz. Sağlık bakanlığının köylere götürdüğü araba gibi. Bizim tarım araba hayalimiz var bakalım sponsor bulmaya çalışıyoruz şuan. Şimdi bu tarım faaliyetlerini yaptığınız zaman ülkede kendi reklamımızı yapmak, kendimizi tanıtmak, piyasa da kim ne yapıyor bunları öğrenmek için fuarlar çok önemli” dedi.
KÖYKOOP YÖREX FUARINDA
9.YÖREX Fuarı’nın kooperatif ürünlerinin tanıtımı için önemli bir fırsat olduğunu belirten KÖY-KOOP Genel Başkanı Neptün SOYER, “ Ortaklarımız tarafından bin bir emekle üretilen farklı lezzetlere olan talep, her geçen gün artıyor. Yerel ürünlerin son yıllarda popüler olması bizleri mutlu ediyor. Antalya’da ortaklarımızın ürünlerini, Türkiye’nin her bölgesinden gelen katılımcıların yanı sıra, yurtdışından gelen misafirlerle de buluşturduk. Bu tür fuar ve organizasyonlarda yeni fikirlerin ortaya çıktığına ve ortak çalışmaların doğduğuna, birçok kez şahit oldum. Sadece ürünleri tanıtmak değil, farklı işbirliklerinin yapılması bakımından da, böyle etkinlikler çok önemli. Başta Sayın Başkan Ali Çandır ve ekibi olmak üzere Antalya Ticaret Borsası’nı, bu kıymetli çalışmaları için kutluyorum. Böyle önemli etkinliklerin sadece Antalya ile sınırlı kalmamasını diliyoruz. Avrupa, Asya ve Uzakdoğu ülkelerinde de ülkemize özgü bu lezzetleri tanıtmak üzere, YÖREX’i uluslararası arenaya taşımalarını temenni ediyorum. Biz de KÖY-KOOP olarak her türlü desteğe hazırız” dedi.








