Son yazımın başlığı “Sınıfsız Toplumun Hak Arama Mücadelesi” idi.
Gördüğünüz üzere madenciler, haklarına yeniden kavuşmanın buruk ve zahmetli sürecini başarıyla tamamladılar.
Sınıfsız toplumlar ise bu başarıyı sadece seyrederler; alkışlarlar ve hatta çoğu zaman da gözleri dolar, kıskanarak izlerler.
Aslında bu durum, alanlarda ki mücadeleye de ilham kaynağı olmalı dolayısı ile de eylemsel düşüncenin de omurgasını oluşturmalıdır.
İşte tam da bu nedenler ile; hak mücadelesinde başarılı olanları zafer kazanmış komutan gibi lanse etmek hiç de doğru değildir.
Çünkü zafer için çarpışan iki taraf gerekir; güçlü olan güçsüzü ezer, yok eder, gasp eder ve tarihten siler.
Oysa hak mücadelesini bir “zafer” gibi lanse edersek, bu mücadeleyi marjinalleştirmiş, bundan sonraki mücadelelerin önüne de set çekmiş oluruz.
Hak mücadelesi onur, dik duruş ve varolma mücadelesidir.
Hak mücadelesi, alın terinin karşılığını alma mücadelesidir.
Ve hak mücadelesi, özünde bir hukuk ve adalet arayışıdır.
Bu perspektiften baktığımızda; Sarı Baretli madenci yurttaşlarımız, mücadelelerini istedikleri noktaya taşıyarak hukuksal haklarını kazanmış, adaletli bir paylaşımı yeniden tesis etmiş ve alın terlerinin karşılığını onurlarınca almayı başarmışlardır.
Ancak bu başarı, yalnızca istemekle gelmez.
İnançla, dirençle, azimle ve stratejiyle gelir.
Çıktığı yola inanan,
Birbirine güvenen,
Ortak akılla seçtiği liderin arkasında yine ortak aklın gereğini yapanlar başarır.
Bu süreci “zafer” olarak adlandırmak, hem elde edilen başarıyı gölgeler hem de bundan sonraki mücadeleleri yanlış yönlendirir.
Hak ve onur mücadelesinde başarmak için;
inanmak, dik durmak ve vazgeçmemek en temel insani kararlılık örnekleridir.
Bu kararlılığın devamında başarıyı ise toplumsal destek ve bilinç sağlar.
Toplumsal destek ve bilinç de; sadece sözle değil, duruşla, açıklamalarla, eylemlerle ve hatta yansıtılan vücut diliyle hayat bulur, coşar yol bulur, akar sel olur, hak olur.
Bu da inanca eylem, eyleme ise inanç aşılamakla olur.
Konuya bir de bu gözle bakmanızı rica ediyor; bu zor dönemde bizlere örgütlü mücadelenin en güzel örneğini gösteren, Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen, günlerdir Kurtuluş Parkı’nda eylem yapan, açlık greviyle sesini duyuran madenci yurttaşlarımızın alınlarından öpüyorum.
İnanmak ve güvenmek ile başlayan yol arkadaşlığı, inanç ve azim ile yoğrulduktan sonra çalışarak devam ettiriliyor ise başarmak için yeterlidir.
Bedenen ya da ruhen Ankara’da Kurtuluş Parkında, Sarı Baretli ya da baretsiz olarak destek veren her yurttaşımızın da bu başarıda payı olduğuna inanıyorum.
Son söz olarak:
Başarmanın yolu örgütlü ve güçlü hareketten geçer.
Örgütlenmek ise gizli ajandalar olmadan, inanç ve amaç birliğiyle başlar.
Başaranlar ile başaramayanların ahval şeraiti budur.
Sarı sendikalar
Sarı muhalefet
Ve Sarı emekçiler hariç olmak üzere, hak ve onur mücadelesi veren tüm emekçi yurttaşlarımızın ve emeklilerinin de 1 Mayıs Emek ve Dayanışma gününü kutluyorum.
Vahdi SARIKAYA









