Dışarı çıkmadan önce dikkatli olun:Telefon yanınızda mı?Cüzdan tamam mı?Yüzünüzde topluma uygun bir “iyi görünme maskesi” var mı?Peki ya en önemlisi: Xanax aldınız mı?Çünkü bugün de toplum sahnesine çıkıyorsunuz.Ve bu sahnede sizi anlamaya çalışan kimse yok.Soru sormayan ama cevabınızdan şüphe eden kalabalıklar var.Görmeyen ama sizi göz hapsine alan insanlar var.Dokunmayan ama sizi yerin dibine sokan kelimeler var.Evet, yaşamaya çalışmak artık bir dayanıklılık testine dönüştü.Bir tür sessiz direniş.Üstelik rakibiniz ne doğa, ne zaman, ne de hayatın kendisi.Rakibiniz: İnsanlar.“Başkalarının gözünde yaşama zorunluluğu.”Kendin için yaşadığını sanırken, aslında başkalarının senin hakkında ne düşündüğüne göre şekilleniyorsun.Önce fiziğini düzelt, sonra gülüşünü ayarla, ardından düşüncelerini filtrele.Çünkü biri seni “farklı” bulursa, bitersin.Biri “neden böyle yapıyor bu?” derse, dışlanırsın.Hâl böyle olunca da gerçek duygularını saklarsın.Üzülürsün ama gülümsemek zorundasındır.Kırılırsın ama güçlü görünmek zorundasındır.İçin kan ağlarken story’ye kahve koyup “mükemmel bir gün” yazarsın.Çünkü toplum, gerçek halinle empati kurmaz.Sana etiket yapıştırır:“Depresif”, “dramatik”, “ilgi manyağı”, “ağlak”, “bitik”.Ve sen, ertesi sabah bir doz daha Xanax alırsın.Sadece sokağa çıkabilmek için değil,olmak zorunda bırakıldığın kişi gibi davranabilmek için.Çünkü insanlar artık tanımıyor; sadece yorumluyor.Her şey yüzeyde.Derine inmek zaman ister, emek ister, yorar.Ve modern insan yorulmak istemez.O yüzden seni tanımaya çalışmaz, seni beş saniyede tanımlar.Öyle bir dünyadayız ki, birine “merhaba” demediğin için ilişkiler bitebilir.Ama aynı insan, senin intihar notunu görse sadece “Allah rahmet eylesin” der, geçer.Çünkü gerçek acı, bu toplumda yalnızca cenazede fark edilir.Yaşarken çektiğin acıysa, “zayıflık” olarak görülür.Hissetmek “hassasiyet”, hassasiyet ise “kusur” sayılır.Bu yüzden her yeni gün, içsel cephaneliğini hazır edersin:Bir doz cesaret, birkaç gram boşvermişlik, bolca içe atış…Ve tabii ki: bir tablet Xanax.Biraz da insanlardan bahsedelim…Yani “zararsız” görünüp ruhsal dokuyu delip geçenlerden:“Ben böyleyim, içimden geldiği gibi konuşurum” diyerek herkesi kıranlardan,“Senin yerinde olsam şunu yapardım” diye haddini aşanlardan,“Bu kadar da alınmaz ki!” diyerek empati yoksunluğunu savunma refleksi gibi sunanlardan,“Yine mi mutsuzsun, bir gül artık yaa!” diyen pozitif zorbalardan…Toplumda iki tür insan var artık:
Yargılayanlar.
Yargılanmamak için susanlar.
Ve susanlar, genellikle terapi odalarında, gece saatlerinde duvarlara konuşurken ya da kendi içine çekilmişken bulunur.
Konuşmamak, korunma biçimi haline gelmiştir artık.Çünkü her kelimenin bir silaha dönüşme ihtimali vardır.“Ben sadece düşündüğümü söyledim” diyerek içindeki kötülüğü kamufle eden insanlarla dolu bu dünya.Ve sen, tüm bunlara rağmen hâlâ “normalliğini” korumaya çalışıyorsun.İnanılmazsın.Ama yalnızsın.İşte bu yüzden.Xanax, sadece bir ilaç değildir.Toplumun ruhsuzluğu karşısında bireyin “insan kalabilmek” için geliştirdiği savunma sistemidir.
Duyarsızlaşmaya karşı geçici bir kalkandır.Bitmeyen yorumlar karşısında küçük bir sessizlik,hızlı kalp atışlarına geçici bir fren.Senin ayakta kalmak için kullandığın o minicik molekülü,bazıları “tembellik” ya da “zayıflık” olarak görür.Çünkü çoğu insan, başkalarının yaşam mücadelesini bile yargılayarak kendini yüce hisseder.İşte bu, çağımızın en sinsi hastalığıdır:Empatiden yoksun özgüven.Sonuç mu?
Şu:Bugün de dışarı çıkmadan önce bir doz cesaret aldın.Sırt çantana sabır koydun.Yüzüne “ben iyiyim” maskesini taktın.Ve içinden yalnızca şu cümleyi geçirdin:Xanax’sız yaşanır mı?Belki yaşanır.
Ama bu toplumda?
Hayır.
Yargılayanlar.
Yargılanmamak için susanlar.
Ve susanlar, genellikle terapi odalarında, gece saatlerinde duvarlara konuşurken ya da kendi içine çekilmişken bulunur.
Konuşmamak, korunma biçimi haline gelmiştir artık.Çünkü her kelimenin bir silaha dönüşme ihtimali vardır.“Ben sadece düşündüğümü söyledim” diyerek içindeki kötülüğü kamufle eden insanlarla dolu bu dünya.Ve sen, tüm bunlara rağmen hâlâ “normalliğini” korumaya çalışıyorsun.İnanılmazsın.Ama yalnızsın.İşte bu yüzden.Xanax, sadece bir ilaç değildir.Toplumun ruhsuzluğu karşısında bireyin “insan kalabilmek” için geliştirdiği savunma sistemidir.
Duyarsızlaşmaya karşı geçici bir kalkandır.Bitmeyen yorumlar karşısında küçük bir sessizlik,hızlı kalp atışlarına geçici bir fren.Senin ayakta kalmak için kullandığın o minicik molekülü,bazıları “tembellik” ya da “zayıflık” olarak görür.Çünkü çoğu insan, başkalarının yaşam mücadelesini bile yargılayarak kendini yüce hisseder.İşte bu, çağımızın en sinsi hastalığıdır:Empatiden yoksun özgüven.Sonuç mu?
Şu:Bugün de dışarı çıkmadan önce bir doz cesaret aldın.Sırt çantana sabır koydun.Yüzüne “ben iyiyim” maskesini taktın.Ve içinden yalnızca şu cümleyi geçirdin:Xanax’sız yaşanır mı?Belki yaşanır.
Ama bu toplumda?
Hayır.