Seferihisar’ın Sakinliği Hayal-i Sükut oldu…
Hayat, yaşam, hızla akan günlerimiz çeşitli argümanlar ile kamufle edilirken en az genel seçimler kadar önemli yerel seçimlere doğru hızla sürükleniyoruz.
Sürükleniyoruz sözcüğünü özellikle yazmış olmamı bu köşeyi takip eden okuyucularımız çok net anlamışlardır.
Başarı ve başarısızlığı insana dokunmaktan, yaşama dokunmaktan çok, insan üzerinden, yaşam üzerinden rant elde etmeyi ilke edinenler yine sahnelere çıkacak, yine perde diyecek, tehditle, zorla, baskıyla, korku dağlarıyla mecburen gidip , kısa süreli coşkunun hezeyanı oy vererek o kırmızı ya da rengi önemli olmayan koltuklara oturtacağız, oturtacağız…
Başarıyı; yaşadıkları kentin sokaklarında bisikletleri ile vızır vızır gezen çocukların gözlerinden, okullarından mezun olan gençlerin çalışarak üreterek kazanç elde edecekleri işi bulduklarındaki yüreklerinin atışlarından, sokağına çıkan insanın sakin sakin yürüyerek bir parkta sıcak bir bardak çayı yudumlarken duyduğu kuş seslerinden, evinde ki musluğu açıp ta kana kana su içerken aldığı hazdan anlayabilirsiniz.
Kentinizde ki müteahhit sayısı, ucube binaların bolluğu, kentinizin kaldırımlarına park edecek kadar çoğalan taşıt sayılarında ki artışla başarıyı yakaladık diyorsanız yanılıyorsunuz…
Yaşadığı topraklardan her birey her yurttaş sorumludur. Bu bilinçle yerel ya da mülki makamların her şeyi görüp ona göre gerekli çalışmaları yapmak, öngörülerde bulunmayı beklemek biraz hayalperestliktir biliyorum.
Fakat ilçem adına karar verici makamlarda oturup ta ilçemin gelişmişliğini bu bölgede ki bina sayısında ki artış ile örtüştürmek son derece yanlıştır.
Yanlışı sadece bina sayısındaki artışla anlamakta yanlıştır…
Siz; ilçenizde ki eğitim gören çocuklarınızın başarı seviyelerinde ki artış ile, siz ilçeniz de ki yurttaşlarınızın tedavi maksatlı gittikleri sağlık kurumlarından memnuniyetle, siz sokağında ki insanın orada yaşamaktan huzur duyduğunu yansıtan gözlerinde ki pırıltı ile övünmelisiniz.
Ucube yapılar, ucube sokaklar ve olabildiğince gürültünüzle değil…
Sebebi hikmetinden sual olunmaz…
Hayat, yaşam, hızla akan günlerimiz çeşitli argümanlar ile kamufle edilirken en az genel seçimler kadar önemli yerel seçimlere doğru hızla sürükleniyoruz.
Sürükleniyoruz sözcüğünü özellikle yazmış olmamı bu köşeyi takip eden okuyucularımız çok net anlamışlardır.
Başarı ve başarısızlığı insana dokunmaktan, yaşama dokunmaktan çok, insan üzerinden, yaşam üzerinden rant elde etmeyi ilke edinenler yine sahnelere çıkacak, yine perde diyecek, tehditle, zorla, baskıyla, korku dağlarıyla mecburen gidip , kısa süreli coşkunun hezeyanı oy vererek o kırmızı ya da rengi önemli olmayan koltuklara oturtacağız, oturtacağız…
Başarıyı; yaşadıkları kentin sokaklarında bisikletleri ile vızır vızır gezen çocukların gözlerinden, okullarından mezun olan gençlerin çalışarak üreterek kazanç elde edecekleri işi bulduklarındaki yüreklerinin atışlarından, sokağına çıkan insanın sakin sakin yürüyerek bir parkta sıcak bir bardak çayı yudumlarken duyduğu kuş seslerinden, evinde ki musluğu açıp ta kana kana su içerken aldığı hazdan anlayabilirsiniz.
Kentinizde ki müteahhit sayısı, ucube binaların bolluğu, kentinizin kaldırımlarına park edecek kadar çoğalan taşıt sayılarında ki artışla başarıyı yakaladık diyorsanız yanılıyorsunuz…
Yaşadığı topraklardan her birey her yurttaş sorumludur. Bu bilinçle yerel ya da mülki makamların her şeyi görüp ona göre gerekli çalışmaları yapmak, öngörülerde bulunmayı beklemek biraz hayalperestliktir biliyorum.
Fakat ilçem adına karar verici makamlarda oturup ta ilçemin gelişmişliğini bu bölgede ki bina sayısında ki artış ile örtüştürmek son derece yanlıştır.
Yanlışı sadece bina sayısındaki artışla anlamakta yanlıştır…
Siz; ilçenizde ki eğitim gören çocuklarınızın başarı seviyelerinde ki artış ile, siz ilçeniz de ki yurttaşlarınızın tedavi maksatlı gittikleri sağlık kurumlarından memnuniyetle, siz sokağında ki insanın orada yaşamaktan huzur duyduğunu yansıtan gözlerinde ki pırıltı ile övünmelisiniz.
Ucube yapılar, ucube sokaklar ve olabildiğince gürültünüzle değil…
Sebebi hikmetinden sual olunmaz…








