İşadamı Ümit Avcı herkesin merakla beklediği soruları Oluşum Haber’e yanıtladı. Seferihisar Yarımada Bölgesine hâkim başarılı bir iş adamı olan AR YAPI A.Ş. sahiplerinden Ümit Avcı, sektör ve Seferihisar’la ilgili önemli açıklamalarda bulundu.
Keyif alarak okuyacağınız röportaj da özel hayatından, iş hayatına, siyasi gelişmelere kadar birçok konuya değinildi.
O.H. : Ümit avcı kimdir biraz kendinizi tanıtır mısınız?
Ümit Avcı: 1971 yılında Erzurum’dan İzmir’e gelen 5 çocuklu bir ailenin en küçük çocukları olarak İzmir’de doğdum.
Otuzlu yaşların başında iki çocuk babası AVCI YAPI A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürütmekteyim. Yakinen tanıyanlar bilirler çocukluğumuzdan bu yana ailecek çalışkanızdır. Yaz dönemleri çocukluğumda her yaz dönemi sahilde Mısır sattık Kano deniz bisikleti kiraya verirdik. Eskiler yine bilir Payamlı bölgesinde Karayolları ve Milli Eğitim kampları vardı içinde büyüdük hem çalıştık hem okuduk liseyi İzmir İnönü lisesinde bitirdim sıramın altında bir yastığım vardı geceleri çalışıyordum o zamanlarda gerekli derslerde uyanıyordum. Anadolu Üniversitesi Tarih Fakültesi ile devam eden bir eğitim hayatım oldu ama çalışmak iş hayatının içinde olmak kimseye yük olmamak ailemize katkıda bulunmak beni mutlu ediyordu.
Turizm ve otelcilik de 8 yıl yöneticilik yaptım ardından baba mesleği inşaat ve gayrimenkul işine devam ettim kendime ait firmalar kurarak kıyı şeridinin en büyük gayrimenkul ofisini oluşturdum. Allah’a çok şükür diyorum şuan da ARYAPI A.Ş. olarak bünyemizde Cafe Restaurant, Gayrimenkul ofisi, Otomotiv, İnşaat, Elektronik mağazaları gibi birçok alanda faaliyet gösteriyoruz.
Kısa zaman içerisinde Seferihisar da projelendireceğimiz bir kaç İnşaatımız var bunun yanı sıra cafe grubumuza bir şube de Seferihisar da ekleyeceğiz kazandığımız bölgelere yatırım yapmak kalıcı izler bırakmak ve hizmet sektörüne yön vererek kaliteli işlerin içerisinde olmak felsefemizdir bir şeyleri başarmanın hazzı çok başka oluyor galiba ben başarıya aşığım.
O.H. : Özel yaşantınızda neler yapıyorsunuz?
Hiç boş vaktim olmuyor diyerek gülümsüyor. Kalan zamanımın büyük çoğunu da ailem ve çocuklarım ile geçiriyorum. 4 yaşında kızım ismi Arya Rana diğeri ise 4 aylık Sabri Çınar ile eğlenceli vakit geçiriyorum.
Aynı zamanda kendime zaman ayırdığım noktada spor yapıyorum. O benim için müthiş bir tutku.
O.H. : Sizin çok yakın bir arkadaşınız futbolu çok sevdiğinizi hatta lisanslı olduğunuzdan bahsetti?
Evet, futbolu çok seviyorum ülkenin yüzde 80’ni gibi J
Tartışmasız koyu bir Göztepe taraftarıyım. Göztepe alt yapısında yetiştik. Ayrıca Lisanslı sporcuyum.
Seferihisar’ın da inşallah futbol takımının ve diğer branşlarının Seferihisar’ı en iyi şekilde temsil edeceğine inanıyorum.
İyi futbolcu iyi sporcu yetişmesi gerektiğini düşünüyorum. Spor ve sanat ile uğraşan gençlerin kötü alışkanlıklarından uzak duracaklarına inanıyorum.
O.H. : Seferihisar’ı nasıl buluyorsunuz?
Ümit Avcı: Hangi konuda?
O.H. : Siyasi, ticari ve toplumsal anlamda nasıl değerlendiriyorsunuz?
Toplumsal mana da şunları söylemek isterim: İstihdamsızlıktan genç beyinlerin ve çalışma bedenlerin Seferihisar’ı terk ettiğini görüyoruz. Seferihisar’ın evlatları eğitimlerini alıp Seferihisar’a dönmüyorlar.
40400 (kırkbindörtyüz) olan nüfusumuzun ciddi bir kesimi 3. Ve 4. Kuşak dediğimiz emekli ve yaşlı kesimin bulunduğunu görüyoruz. Hepsinin başımızın üstünde yeri var. Ancak yaratılamayan iş ortamları yüzünden her geçen gün kaybedilen Seferihisarlı kardeşlerimizle ilgili de hızlı bir Ar-Ge yapılmalıdır. (Bu arada Seferihisarlıdan kastım Seferihisar’da ikamet edilen herkesdir. )
Siyasi düşüncelere gelince; Seferihisar da mevcut Belediye Başkanı Tunç Soyer’i beni çok şaşırttığını söylemeden geçemeyeceğim.
Kariyer ve lisans eğitimi bakımından bu kadar donanımlı birinin 10 yıl boyunca Seferihisar’da bir kalıcı eser bırakmamış olması aynı zamanda Seferihisar’ın hiç bir sorununa çözüm bulamamış olması magazinsel bir balon olan tanıtım rüzgârından başka, hiç bir konunun işlenmemiş olmasının beni çok şaşırttığını söylemek isterim.
O.H. : Siz öyle diyorsunuz ama Seferihisar şu dönemde Cittaslow ünvanı ile bilinen bir şehir oldu. Bu konuyla ilgili neler söylemek istersiniz?
Ümit Avcı: Cittaslow manasını yitirmiş durumda tek tip evler yavaş gelişen bir şehir kendi kültüründen kopmayan emperyal güçlerin karşısında olan bir olgudan bahsediyor.
Ama bizde buna uyan bir Seferihisar yok. Akabinde Seferihisar bir altından dağ, kimse küreği eline alıp, toprağa bir metre eşip bu altın madenine ulaşmayı düşünmüyor.
Dünyada 7nci Avrupa’da birinci sırada olan jeotermal kaynaklarımız maalesef sadece Seferihisar’da değil, ülke genelinde de hakkınca değerlendirilmiyor. İzlanda ülke olarak elektriğini jeotermalden elde ediyor. Almanya 500 bin yatak kapasitesiyle 9 milyar dolar kür merkezleri jeotermal bazlı otelcilikten yılda para kazanıyor. Bu konuyla ilgili size daha birçok veri sunabilirim.
Bu sebepten dolayı Seferihisar içinde 35 miliwat ile Türkiye’nin hem verimli elektrik enerjisine uygun jeotermal kaynakları kür ve sağlık merkezleri, sağlık ve rehabilitasyon alanları, kongre ve konferans yerleri ve jeotermal seracılığı gibi konuları ele alan bir yönetim anlayışı yok. Turizm manasından bir kaç otelin dışında kıyı şeritleri tamamen boş iken ciddi bir istihdam yaratacak otelcilik de bölgeye çekilememiş durumda... Bununla ilgili çalışmaları yapmak bu sermayeyi buraya çekmek bölgeyi anlatmak alt yapılarıyla ilgili yardımcı olmak tamamen belediye birimlerinin işidir.
Örneğin bir aracı satmak için iki üç yere ilan veriyoruz ve bunun karşılığında aracımızı pazarlıyoruz. Kendini iyi pazarlayan profesyonel ekiplerden oluşan bir yönetim olmadığı sürece kendimizi, sermayeye pazarlamamız zordur.
Burada vizyon ve misyonu ortaya koymak gerekir. Kimse ben Seferihisar’a gideyim otel yapayım Jeotermal tesislerini kullanayım demez. Bunun için bizim tanıtım yapmamız ve çalışmamız gerekir.
Bundan önce mevcut yönetimin magazinsel bir kaç girişimi oldu. Ancak Bakanlıklarla entegre edilmiş yediden yetmişe halkın inandığı destek verdiği sağlam projelerle bu sermaye çekilebilir.
Bölgede sadece jeotermal değil Deniz ve Kültür turizmi de başlı başına ele alınması gereken konuların başında gelmektedir.
O.H. : Sizce Sığacık’ın bu kadar tanıtımının yapılmasını doğru buluyor musunuz?
Seferihisar sadece Sığacık’ dan ibaret değil ancak Sığacık tanıtım anlamında ne hak ediyorsa Ürkmez Doğanbey, Akarca’da aynı şekilde yatırımı, reklamı ve tanıtımı hak ediyor. Zaten Sığacık’ta Kale ve Marina’nın önünün dışında geri kalanı mezbelelik bir görüntü sergiliyor.
Bura da yapılmış doğru bir düzeltme yok zaten.. Sığacık’ta hak ettiği durumda değil. Bakarsanız kale içinde düzenlemeler Kültür Bakanlığı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen projelerdi. Seferihisar Belediyesi’nin hiç bir dokunuşu yok. Seferihisar köyleriyle mahalleleriyle kıyı şeridiyle tanıtılması gerekir.
O.H. : Seferihisar’da Tarım ve hayvancılık geliştirmek için neler yapılmalı?
Tarım ve hayvancılık kaliteli yapıldığı takdirde Seferihisar’dan ülkenin genelinde verdiğimiz mandalina gibi et ve süt ürünleri de zeytin, enginar, üzüm, şevket - i bostan gibi tarım ürünleri de önce iç pazara ardından da dış pazara sunulabilir. Bunun için Belediye ve Bakanlık onaylı yerleşkeler kooperatifler kurulup üreticinin ürünün tanıtma Pazar bulma lojistiğini sağlama manasına destek olunursa inanıyorum ki Seferihisar bu manada da Türkiye’nin en gelişmiş ilçesi olacaktır.
O.H. : Köyler ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Köylerde yaşayan dostlarımız var sık sık ziyaret ediyoruz. Yolu olmayan Beyleri mi söyleyim? Menderes Belediyesi’ne bizi bağla diyen küsmüş Orhanlı’yı mı? Alt yapı sorunu olan Ulamış’ı mı söyleyim? Derenin içerisinden geçen Düzce’yi mi söyleyim? Köyler küskün, kırgın, unutulmuş ve yalnız bırakılmış durumda. O sebeple konuya fazla girmek istemiyorum. Zaman içerisinde sıkıntılarından çözülmüş yeniden kendini Seferihisarlı hisseden, hizmetlerinden faydalanan, hizmet görmüş gönülleri ve kalpleri kazanılmış yerler umut ediyorum.
O.H. : Kulağımıza sizi bir siyasi partiden Seferihisar’da aday göstermek istedikleri geliyor, doğru mu?
Ben bu konuya cevap vermek için erken olduğunu düşünüyorum. Layık görenlere teşekkür ediyorum. Ama ilerleyen zamanların bize neler getireceğini bilemiyorum. Nasibe ve kısmete inanan biriyim. Şuan Seferihisar hudutlarında büyük bir otel projesine hazırlanıyoruz gündemimde o var. Onunla ilgilendiğim için aşırı bir yoğunluğum var. Bizim için mega projeyi ilerleyen zamanlarda sizinle paylaşacağım..
O.H. : Hazır siyaset konuşurken Ak Parti ve Mhp ilçe yönetimi hakkında neler söylemek istersiniz?
Öncelikle Mhp ilçe Başkanı Sayın Ahmet Şeremet’i kendisini ve yönetimine başarılar diliyorum. Benim kendileriyle ilgili bir şey söylemem çok doğru olmaz. Ak parti benim ruh bütünlüğüm inandığım, güvendiğim dava arkadaşlarımın da birbirinden kıymetli olduğunu düşündüğüm kişilerdir.
Mevcut yönetimi yeni bir yönetimdir. Bu söylemlerim sadece gözlemlerime dayalı. İlçe Başkanı Serdar Kısaağa’nın zamana ve desteğe ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
Ancak destek görülürse birliği beraberliği nezaketen yapılan siyaseti kardeşlik ve dava hukukunu bir bütünde oluşturup mutlu yarınlara gidilebilir.
Keyif alarak okuyacağınız röportaj da özel hayatından, iş hayatına, siyasi gelişmelere kadar birçok konuya değinildi.
O.H. : Ümit avcı kimdir biraz kendinizi tanıtır mısınız?
Ümit Avcı: 1971 yılında Erzurum’dan İzmir’e gelen 5 çocuklu bir ailenin en küçük çocukları olarak İzmir’de doğdum.
Otuzlu yaşların başında iki çocuk babası AVCI YAPI A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürütmekteyim. Yakinen tanıyanlar bilirler çocukluğumuzdan bu yana ailecek çalışkanızdır. Yaz dönemleri çocukluğumda her yaz dönemi sahilde Mısır sattık Kano deniz bisikleti kiraya verirdik. Eskiler yine bilir Payamlı bölgesinde Karayolları ve Milli Eğitim kampları vardı içinde büyüdük hem çalıştık hem okuduk liseyi İzmir İnönü lisesinde bitirdim sıramın altında bir yastığım vardı geceleri çalışıyordum o zamanlarda gerekli derslerde uyanıyordum. Anadolu Üniversitesi Tarih Fakültesi ile devam eden bir eğitim hayatım oldu ama çalışmak iş hayatının içinde olmak kimseye yük olmamak ailemize katkıda bulunmak beni mutlu ediyordu.
Turizm ve otelcilik de 8 yıl yöneticilik yaptım ardından baba mesleği inşaat ve gayrimenkul işine devam ettim kendime ait firmalar kurarak kıyı şeridinin en büyük gayrimenkul ofisini oluşturdum. Allah’a çok şükür diyorum şuan da ARYAPI A.Ş. olarak bünyemizde Cafe Restaurant, Gayrimenkul ofisi, Otomotiv, İnşaat, Elektronik mağazaları gibi birçok alanda faaliyet gösteriyoruz.
Kısa zaman içerisinde Seferihisar da projelendireceğimiz bir kaç İnşaatımız var bunun yanı sıra cafe grubumuza bir şube de Seferihisar da ekleyeceğiz kazandığımız bölgelere yatırım yapmak kalıcı izler bırakmak ve hizmet sektörüne yön vererek kaliteli işlerin içerisinde olmak felsefemizdir bir şeyleri başarmanın hazzı çok başka oluyor galiba ben başarıya aşığım.
O.H. : Özel yaşantınızda neler yapıyorsunuz?
Hiç boş vaktim olmuyor diyerek gülümsüyor. Kalan zamanımın büyük çoğunu da ailem ve çocuklarım ile geçiriyorum. 4 yaşında kızım ismi Arya Rana diğeri ise 4 aylık Sabri Çınar ile eğlenceli vakit geçiriyorum.
Aynı zamanda kendime zaman ayırdığım noktada spor yapıyorum. O benim için müthiş bir tutku.
O.H. : Sizin çok yakın bir arkadaşınız futbolu çok sevdiğinizi hatta lisanslı olduğunuzdan bahsetti?
Evet, futbolu çok seviyorum ülkenin yüzde 80’ni gibi J
Tartışmasız koyu bir Göztepe taraftarıyım. Göztepe alt yapısında yetiştik. Ayrıca Lisanslı sporcuyum.
Seferihisar’ın da inşallah futbol takımının ve diğer branşlarının Seferihisar’ı en iyi şekilde temsil edeceğine inanıyorum.
İyi futbolcu iyi sporcu yetişmesi gerektiğini düşünüyorum. Spor ve sanat ile uğraşan gençlerin kötü alışkanlıklarından uzak duracaklarına inanıyorum.
O.H. : Seferihisar’ı nasıl buluyorsunuz?
Ümit Avcı: Hangi konuda?
O.H. : Siyasi, ticari ve toplumsal anlamda nasıl değerlendiriyorsunuz?
Toplumsal mana da şunları söylemek isterim: İstihdamsızlıktan genç beyinlerin ve çalışma bedenlerin Seferihisar’ı terk ettiğini görüyoruz. Seferihisar’ın evlatları eğitimlerini alıp Seferihisar’a dönmüyorlar.
40400 (kırkbindörtyüz) olan nüfusumuzun ciddi bir kesimi 3. Ve 4. Kuşak dediğimiz emekli ve yaşlı kesimin bulunduğunu görüyoruz. Hepsinin başımızın üstünde yeri var. Ancak yaratılamayan iş ortamları yüzünden her geçen gün kaybedilen Seferihisarlı kardeşlerimizle ilgili de hızlı bir Ar-Ge yapılmalıdır. (Bu arada Seferihisarlıdan kastım Seferihisar’da ikamet edilen herkesdir. )
Siyasi düşüncelere gelince; Seferihisar da mevcut Belediye Başkanı Tunç Soyer’i beni çok şaşırttığını söylemeden geçemeyeceğim.
Kariyer ve lisans eğitimi bakımından bu kadar donanımlı birinin 10 yıl boyunca Seferihisar’da bir kalıcı eser bırakmamış olması aynı zamanda Seferihisar’ın hiç bir sorununa çözüm bulamamış olması magazinsel bir balon olan tanıtım rüzgârından başka, hiç bir konunun işlenmemiş olmasının beni çok şaşırttığını söylemek isterim.
O.H. : Siz öyle diyorsunuz ama Seferihisar şu dönemde Cittaslow ünvanı ile bilinen bir şehir oldu. Bu konuyla ilgili neler söylemek istersiniz?
Ümit Avcı: Cittaslow manasını yitirmiş durumda tek tip evler yavaş gelişen bir şehir kendi kültüründen kopmayan emperyal güçlerin karşısında olan bir olgudan bahsediyor.
Ama bizde buna uyan bir Seferihisar yok. Akabinde Seferihisar bir altından dağ, kimse küreği eline alıp, toprağa bir metre eşip bu altın madenine ulaşmayı düşünmüyor.
Dünyada 7nci Avrupa’da birinci sırada olan jeotermal kaynaklarımız maalesef sadece Seferihisar’da değil, ülke genelinde de hakkınca değerlendirilmiyor. İzlanda ülke olarak elektriğini jeotermalden elde ediyor. Almanya 500 bin yatak kapasitesiyle 9 milyar dolar kür merkezleri jeotermal bazlı otelcilikten yılda para kazanıyor. Bu konuyla ilgili size daha birçok veri sunabilirim.
Bu sebepten dolayı Seferihisar içinde 35 miliwat ile Türkiye’nin hem verimli elektrik enerjisine uygun jeotermal kaynakları kür ve sağlık merkezleri, sağlık ve rehabilitasyon alanları, kongre ve konferans yerleri ve jeotermal seracılığı gibi konuları ele alan bir yönetim anlayışı yok. Turizm manasından bir kaç otelin dışında kıyı şeritleri tamamen boş iken ciddi bir istihdam yaratacak otelcilik de bölgeye çekilememiş durumda... Bununla ilgili çalışmaları yapmak bu sermayeyi buraya çekmek bölgeyi anlatmak alt yapılarıyla ilgili yardımcı olmak tamamen belediye birimlerinin işidir.
Örneğin bir aracı satmak için iki üç yere ilan veriyoruz ve bunun karşılığında aracımızı pazarlıyoruz. Kendini iyi pazarlayan profesyonel ekiplerden oluşan bir yönetim olmadığı sürece kendimizi, sermayeye pazarlamamız zordur.
Burada vizyon ve misyonu ortaya koymak gerekir. Kimse ben Seferihisar’a gideyim otel yapayım Jeotermal tesislerini kullanayım demez. Bunun için bizim tanıtım yapmamız ve çalışmamız gerekir.
Bundan önce mevcut yönetimin magazinsel bir kaç girişimi oldu. Ancak Bakanlıklarla entegre edilmiş yediden yetmişe halkın inandığı destek verdiği sağlam projelerle bu sermaye çekilebilir.
Bölgede sadece jeotermal değil Deniz ve Kültür turizmi de başlı başına ele alınması gereken konuların başında gelmektedir.
O.H. : Sizce Sığacık’ın bu kadar tanıtımının yapılmasını doğru buluyor musunuz?
Seferihisar sadece Sığacık’ dan ibaret değil ancak Sığacık tanıtım anlamında ne hak ediyorsa Ürkmez Doğanbey, Akarca’da aynı şekilde yatırımı, reklamı ve tanıtımı hak ediyor. Zaten Sığacık’ta Kale ve Marina’nın önünün dışında geri kalanı mezbelelik bir görüntü sergiliyor.
Bura da yapılmış doğru bir düzeltme yok zaten.. Sığacık’ta hak ettiği durumda değil. Bakarsanız kale içinde düzenlemeler Kültür Bakanlığı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen projelerdi. Seferihisar Belediyesi’nin hiç bir dokunuşu yok. Seferihisar köyleriyle mahalleleriyle kıyı şeridiyle tanıtılması gerekir.
O.H. : Seferihisar’da Tarım ve hayvancılık geliştirmek için neler yapılmalı?
Tarım ve hayvancılık kaliteli yapıldığı takdirde Seferihisar’dan ülkenin genelinde verdiğimiz mandalina gibi et ve süt ürünleri de zeytin, enginar, üzüm, şevket - i bostan gibi tarım ürünleri de önce iç pazara ardından da dış pazara sunulabilir. Bunun için Belediye ve Bakanlık onaylı yerleşkeler kooperatifler kurulup üreticinin ürünün tanıtma Pazar bulma lojistiğini sağlama manasına destek olunursa inanıyorum ki Seferihisar bu manada da Türkiye’nin en gelişmiş ilçesi olacaktır.
O.H. : Köyler ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Köylerde yaşayan dostlarımız var sık sık ziyaret ediyoruz. Yolu olmayan Beyleri mi söyleyim? Menderes Belediyesi’ne bizi bağla diyen küsmüş Orhanlı’yı mı? Alt yapı sorunu olan Ulamış’ı mı söyleyim? Derenin içerisinden geçen Düzce’yi mi söyleyim? Köyler küskün, kırgın, unutulmuş ve yalnız bırakılmış durumda. O sebeple konuya fazla girmek istemiyorum. Zaman içerisinde sıkıntılarından çözülmüş yeniden kendini Seferihisarlı hisseden, hizmetlerinden faydalanan, hizmet görmüş gönülleri ve kalpleri kazanılmış yerler umut ediyorum.
O.H. : Kulağımıza sizi bir siyasi partiden Seferihisar’da aday göstermek istedikleri geliyor, doğru mu?
Ben bu konuya cevap vermek için erken olduğunu düşünüyorum. Layık görenlere teşekkür ediyorum. Ama ilerleyen zamanların bize neler getireceğini bilemiyorum. Nasibe ve kısmete inanan biriyim. Şuan Seferihisar hudutlarında büyük bir otel projesine hazırlanıyoruz gündemimde o var. Onunla ilgilendiğim için aşırı bir yoğunluğum var. Bizim için mega projeyi ilerleyen zamanlarda sizinle paylaşacağım..
O.H. : Hazır siyaset konuşurken Ak Parti ve Mhp ilçe yönetimi hakkında neler söylemek istersiniz?
Öncelikle Mhp ilçe Başkanı Sayın Ahmet Şeremet’i kendisini ve yönetimine başarılar diliyorum. Benim kendileriyle ilgili bir şey söylemem çok doğru olmaz. Ak parti benim ruh bütünlüğüm inandığım, güvendiğim dava arkadaşlarımın da birbirinden kıymetli olduğunu düşündüğüm kişilerdir.
Mevcut yönetimi yeni bir yönetimdir. Bu söylemlerim sadece gözlemlerime dayalı. İlçe Başkanı Serdar Kısaağa’nın zamana ve desteğe ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
Ancak destek görülürse birliği beraberliği nezaketen yapılan siyaseti kardeşlik ve dava hukukunu bir bütünde oluşturup mutlu yarınlara gidilebilir.









