Sevgili okurum,
Hatanın neresinden dönersek kârdır demiş ve “Unutulan Bir Tehdit; Tsunami” başlangıç yazım ile “Tsunami” hakkında, Ne Yapabiliriz? Ne Yapmalıyız? Sorularına yanıt bulmaya çalışacağımız yazı dizimin ilk bölümünü geçen hafta sizlerle paylaşmış ve sizlerden çok olumlu geri dönüşler almıştım.
Biliyorsunuz dilimize pelesenk olan bir laf vardır: “deprem öldürmez, bina öldürür” diye. Bunu tsunamiye göre yorumlayacak olursak. “Tsunami hiçbir şekilde öldürmez.
Sadece tedbirli ve bilgili davranmak yeterli” dedikten sonra kendimize şu soruyu sormalıyız.
Tsunamiye karşı ne yapabilir, nasıl tedbirler alabiliriz?
Doğa olaylarına karşı çaresiz değiliz. Sadece bazı doğa olaylarına karşı afete dönüşmemesi için; etkili, basit, ucuz, uygulanabilir olan tedbirleri almalı, bunları bir yaşam kültürü haline getirmeli ve elbette sık sık hatırlayarak hazır ve hazırlıklı olmak için tatbikatlarını yapmalıyız.
Burada asla unutulmaması gereken konu; bu tip hazırlıkları her türlü doğa olayına karşı almamızdır.
Tsunami de tam olarak böyle tedbirler ile atlatılabilecek bir doğa olayıdır, açık ve net olarak.
Yine doğa olaylarından olan “deprem” için uzun yıllar süren/sürecek olan yapı stoğunun iyileştirilmesi ve iyileşmiş bu yapı stoğunun muhafazası ve devamı, devasa parasal yatırımlar, karmaşık teknolojik ve mühendislik hizmetleri, sürekli eğitim ve yatırım gibi eylemselliklerden ziyade, tsunami için bu kadar hazırlık ve tedbirlere ihtiyaç duyulmamaktadır.
Tsunamide hayat kurtaran en önemli davranış biçimi; çoğu zaman yalnızca doğru bilgi ve zamanında atılacak doğru adımlardır.
Unutmayın lütfen; Tsunami, asla bir sürpriz değildir.
Denize kıyısı olan alanlarda yaşayan, turistik maksatlı bulunan toplumlar için tsunami ihtimali, deprem gerçeğinin doğal bir devamıdır.
Nasıl ki ülkemiz topraklarının %96 sının deprem kuşağında olduğunu biliyorsak, denize komşu olmanın da kendine özgü ilave riskler taşıdığını kabul etmek zorundayız.
Peki, öncesinde nasıl, ne gibi tedbirler almalı, neler yapmalıyız?
Her şeyden önce, kıyı yerleşim alanlarımızın hangi bölgelerinin risk altında olduğunun bilinmesi, öğrenilmesi gerekmektedir.
İlçemiz sahil bandında bulunan yerleşim yerleri, turizm işletmeleri, marina ve balıkçı barınakları ile özellikle turizm sezonu içerisinde Pazar günü olmak üzere tüm sezon boyunca ilçemize gelen misafirlerimizin deniz ve kıyılarımızın güzellikleri karşısında potansiyel tehlikelerden de haberdar edilerek tedbirli ve dikkatli olmaları gerektiğini kesinlikle bilmeleri gerekmektedir.
İşte bu noktada yerel yönetimimizin ve ilgili diğer kurum ve kuruluşlarımızın en temel sorumluluğu; “tsunami risk haritalarını oluşturmak ve bu bilgiyi yerel halkla ve misafir statüsünde bulunan konuklarımızın da anlayabileceği, algılayabileceği şekilde paylaşımlarda bulunma zorunluluğudur”
Vatandaş olarak bizlerin sorumluluğu ise; çok daha basittir.
Olası ihbar, ikaz sistemlerinin devreye girmesi ile birlikte, panik yapmadan, arabalara doğru koşmadan, değerli mal varlığımızı almak için evlerimize geri girmeye çalışmadan, yaşadığımız veya bulunduğumuz kıyı bölgesinde, yüksek ve güvenli alanların nerelerde olduğunu bilmektir. Bu kadar basit.
Çünkü, tsunami tahmin ettiğinizden çok daha hızlı ilerleyip etkisini artırabilen bir doğa olayıdır.
Çünkü tsunami anında, karar vermek için uzun bir süreniz olmayacaktır.
Sevgili okurum,
Unutmayınız ki hangi sahil bölgesinde bulunursanız bulunun, tsunami esnasında yapılan en büyük hata, araçlara binerek bölgeden uzaklaşmaya çalışmaktır.
Trafik, panik ve zaman kaybı; kaçışı zorlaştıran en önemli faktörlerdir. Oysa tam olarak yapılması gereken; deniz kıyısından mümkün olan en kısa sürede uzaklaşarak deniz seviyesinden yüksek kotlara çıkmaktır.
Bir diğer önemli husus ise, özellikle sahil işletmeleri ve balıkçılarımız açısından hayati öneme sahiptir.
Denizin aniden ve olağandışı şekilde çekilmesi, doğanın bize açık ve net bir uyarısıdır.
Bu uyarıyı da ilk görenler genelde işletme sahip ve çalışanları ile balıkçılarımızdır.
Bu durum da bir merak konusundan ziyade, doğanın bizlere kaçış için bir zaman vermesinden başka bir şey değildir aslında.
Böyle bir zamanda; fotoğraf, video çekmeye çalışmak, kıyıya yaklaşmak, manzara seyretmeye çalışmak telafisi mümkün olamayacak kayıplara neden olabilecektir.
İşte tam da bu nedenledir ki; tsunamiye karşı bireysel bilinç ve hazırlıkla birlikte doğru davranış biçimi toplumsal bir hamleye dönüşürse bir anlam, doğru bir anlam kazanmış olacaktır.
Okullarımızda, turizm tesislerimizde, sitelerimizde ve kamusal alanlarımızda tahliye yönlerini gösteren işaretlerin bulunması, toplanma alanlarının belirlenmesi ve belirli aralıklarla yapılacak tatbikatlar; can kayıplarını neredeyse tamamen önleyebilecek kadar etkili yöntemlerdir.
Tsunaminin bizim için bir risk faktörü olduğunu kabul eder isek buna tedbir geliştirir, kapasite artımına gidebiliriz.
Sevgili okurum,
Deprem nasıl hayatımızın bir gerçeği ise, tsunami de kıyı kentlerinde yaşayan bizler için göz ardı edilmemesi gereken bir doğa olayıdır, bunda artık sanırım hem fikir olduk.
Ancak unutmayalım ki;
Tsunamiler çoğu zaman hazırlıksız toplumlardan ziyade, bilgisiz ve ilgisiz yakalanan toplumları etkiler…
Bir sonraki yazımda, olası bir tsunami anında ilk andan itibaren nasıl davranmamız gerektiğini, hangi hatalardan kaçınmamız gerektiğini ve doğru hareket tarzlarının neler olduğunu ele alacağım.
Yaklaşan ilkbaharın tadını çıkartacağınız günler dileğimle.
Vahdi SARIKAYA







