Fenerbahçe ve Galatasaray milli futbol takımlarımızın maçlarının iptali ve yurda geri dönüşleri hakkında Yeşil ve Doğan düşüncelerini ifade etti. Atila ise şöyle konuştu:
"Esasında bazı olumsuzluklar bizi tekrar bir araya getiriyor. Önemli olan kupayı kimin aldığı değil. Kazanılacak kupadan daha önemli bir enerji ve atmosfer oluştu. Büyük Atatürk'ün yalnızca Türkiye için değil tüm dünya için ne kadar önemli olduğunu herkese bir kez daha göstermiş olduk. Zaten maçın Suudi Arabistan'da yapılacak olması başından beri yanlıştı. Bu yanlış da ısrar edildi. Gelinen noktada yanlış büyüyerek devam ettirildi. Tüm dünyaya kurucumuzun büyük Atatürk olduğunu ve kırmızı çizgimiz olduğunu, olmazsa olmazımız olduğunu, yalnız bizim değil tüm dünyanın lideri olduğunu da bir kez daha Türk milleti olarak gösterdik. Kendisine olan saygımız ve sevgimiz sonsuzdur. Yılın son gününde takımlarımız ve taraftarlarımız arasında birlik ve beraberlik olduğu için teşekkür ediyorum. Biz her zaman Atatürk'ün ilkeleri ve devrimleri ışığında beraber olup birlikte olup dünyaya bir ders vermemiz gerekiyor. Umuyorum 2024 bunun için güzel bir başlangıç olur. Cumhuriyet ve Atatürk değerlerine bağlı bir ortam sağlayarak Atatürk ve değerli silah arkadaşlarına layık olabilmek için her anlamda var gücümüzle çalışmalıyız."
Hareketli bir sürecin içerisindeyiz, sizin çalışma süreciniz nasıl ilerliyor?
"Bizim işimiz her zaman çalışmak, koşturmak. Hiçbir zaman boş durmamak için özen gösteriyoruz. Zamanımızı en iyi şekilde değerlendirmeye önem veriyoruz. İzmirimiz, Seferihisarımız çok kıymetli. 'İzmir bizim evimiz.' diyoruz. İzmir'imizde ayak basmadık sokak ve cadde bırakmayacak şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz. 1 turu tamamlamak için 4 ilçemiz kaldı. Vatandaşımızdan ve örgütümüzden aldığımız güç ve dinamizmle her gün kendimizi daha da güçlendiriyoruz. Bir dip dalga var, değişime karşı talep var. Gençlerin ve kadınların siyasette olmasına yönelik bir istek var. Bizler de bize destek olan, katkısının arkadaşlarımıza, ekibimize ve siz değerli basın mensuplarına göstermiş olduğunuz destek ve anlayış için teşekkür ediyorum."
Seferihisar ziyaretiniz ve burada ki karşılama hakkında ne söylemek istersiniz?
" Seferihisar ilçe örgütümüze, tüm üyelerimize, değerli Belediye başkanımıza, tüm aday adaylarımıza, gençlik kollarına, kadın kollarına ve değerli hemşerilerimize göstermiş oldukları teveccüh için teşekkür ediyorum. Biz utanıyoruz ve mahçup oluyoruz böyle durumlarda. Gittiğimiz yerlerden talep ve karşılık görmek, bizlere çok soru sormaları çok hoşumuza gidiyor. Sabah saatlerinde buraya gelmeden önce Güzelbahçe'deydik. Orada da güzel vakit geçirdik. Dolayısıyla örgütümüzden ve halkımızdan aldığımız destekle 30 ilçenin birbirini güçlendirmesi ve kaynaşmasını sağlayarak birlik ve beraberlik ortamı oluşturmamız lazım. İzmir'deki adayda da iş birliği sağlayarak bizim partimiz dışındaki diğer siyasi parti renklerinin de hem oyuna hem de gönlüne ve desteklerine talibiz. Yapacağımız projeler ve önerilerimizle de kentimizi ortak akılla ve birlikte yönetmenin önemli olduğunu, sadece Belediye Başkanı olduğumuzu değil kente başkan olanın kent olduğunu, bizlerin sadece orkestra şefi olarak yönlendirilmek noktasında çalışmaları olan kişi olduğumuzu belirtmek isteriz. Siyasette yeni bir siyasi söylem ve anlayış ortaya getirmek lazım. Dolayısıyla bu değişimden bizler bunu anlıyoruz. Birlikte ve katılımın en üst düzeyde olduğu, kentimizin sorunlarının birinci, ikinci ve üçüncü öncelik durumlarına göre, talep yoğunluğuna göre en hızlı çözümü için sahadayız.
Beni tanımayanlar Bornovalı hemşehrilerimize bizi sorabilirler. Geçmiş dönem Bornova Belediye Başkanı'ydım. Ben hep sokakta ve sahada olarak kendimi çok güçlü hissediyorum. Dolayısıyla projelerimizin yapılırken sahada vatandaşlarımızla birlikte, onların önerileri ile birlikte daha iyi olabileceğini düşünüyorum."
Büyükşehir Belediyesi için adaylık başvurunuza karşı geri dönüşler nasıl oldu?
"Çok olumlu oldu. Her gün sevgi seli ve çığ gibi büyüyen bir destek var. Her ilçeden önemli talepler ve önemli davetler alıyoruz. Zamanımız yettiğince tüm davetlere katılmaya çalışıyoruz.
Biz aday olursak Manisa, Balıkesir gibi diğer illerimize de, Türkiye'nin her yerine demokrat ve sosyal bir anlayış içerisinde Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında yeni bir siyaset ortaya koyuyoruz. Çünkü geçmişteki bütün başkanlarımızın, başarılı tüm projelerini devam ettirip onları çağın gereksinim ve yeniliklerine, yenilik algısına uygun büyütme düşüncesindeyiz. Bunların yanı sıra kentimize özel projelerimiz var. 30 ilçenin marka değerini yükseltmek, İzmir'imizin marka değerini yükseltmek ve İzmir'imizi Türkiye'nin siyaset, sanat, spor gibi alanlarda süper lige çıkarmak ve herkesin İzmir'i başarılarla konuşmasını arzu ediyoruz. "
Farklı iki belediye başkanının dönemlerinde meclis üyeliği görevlerinde bulundunuz. Sizce İzmir hizmet anlamında karşılığını aldı mı?
"Aldı, alıyor. 2009-2014 yılları arasında meclis üyesiydim. 2014-2019 yılları arasında belediye başkanlığı yaptım. Aziz Bey ile büyükşehir belediyesinde beraber çalıştık. Tunç Başkan ile kendisi Seferihisar'dayken ben Bornova'dayken mevkidaş olarak çalıştık. Tabii ki bizim belediye başkanlarımız sosyal ve demokrat bir anlayışa sahip. İnsana yakın ve insana yakışan yatırımlar yapıyorlar. Biz de onların ortaya koyduğu bu başarılı hizmetlerin daha iyi bir seviyeye çıkartmak için, bu bayrağı devralmak için çalışıyoruz. Her başkanın kendine ait bir yoğurt yiyişi, üslubu var. Bizler de mesleki birikimimizle onların da birikimlerini değerlendirerek, yeni ,güçlü, dinamik, enerjik ve çalışkan bir belediyecilik anlayışını vatandaştan ve kamudan yana, halk için devamlılığı sağlayarak yönetmek istiyoruz."
Kulis dedikodularında Ekrem İmamoğlu'nun gönlünden geçen isim olarak konuşuluyorsunuz. Bu konu hakkında neler söylersiniz?
"Biz Ekrem Bey ile birlikte aynı dönem Belediye Başkanı olarak görev yapıyorduk. Kendisi Beylikdüzü'nde iken biz de Bornova'mızda hizmet ettik. Kendisi gerçekten çok başarılı bir belediye başkanı. Türkiye'ye ayağa kaldıran önemli hizmetler ortaya koydu. Özellikle İstanbul seçiminin iptalinden sonra artık İstanbul için değil Türkiye için bir seçim ifade eder oldu. Türkiye'de önemli bir genç siyasetçi. Genel başkanımız Sayın Özgür Özel bizi Ekrem Bey'den daha iyi tanıyor. Çünkü Manisa ve Bornova zaten iç içe geçmiş bir durumda. Çok eskiden beri tanışıklığımızın olduğu değerli parti büyüklerimizdendir. İzmir'in lehine ve bizlere güvendikleri noktaları daha da ileriye taşımak hedefimiz var.
Amacımız İzmir'de en yüksek oyu alabilmek ve adayda işbirliği sağlamak. En başında söylediğim gibi İzmir'in siyasette ve belediyecilikte en üstte, süper ligde olmasını arzu ediyorum. Yapılan anketlerde de açık ara öndeyiz. Parti içerisinde bir ön seçim olsa da bu konuda iddialı olduğunuzu düşünüyorum. Ve bunların hepsini bilerek yola çıktık. Bu konuda çalışmalarımız büyük bir kararlılıkla devam ediyor, ben bu işin her geçen gün daha da büyümesini, halka halka büyümesini gönülden arzu ediyorum."
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin en büyük eksiği nedir?
"Eksiklik demeyelim, sorunları azaltmaya yönelik daha başka çözüm yollarımız var.
•Vatandaşa sorulduğunda ön plana çıkan sorun ulaşım. Ulaşım sorununu hafifletmek, daha hızlı çözüm üretebilmek için yaptığımız planlamalarla kentin trafiğini rahatlatmak istiyoruz. Daha sık vapur seferleri, deniz taksi gibi uygulamalarla denizi ve Körfezi daha sık kullanmamız, Bornova'daki bir metronun Kemalpaşa'ya uzanması, Tunç başkanımızın 14 Şubat'ta açılışını yapacağı Narlıdere metrosunun daha sonra Urla'ya gitmesi, yolların genişletilmesi ve kent içine kamyonların ve tırların belirli saatlerde girmesi gibi birçok proje ile ulaşım sorununu rahatlatacağız.
•Vatandaşları ekonomik anlamda rahatlatacak 90 dakikalık ulaşımı indirimi, altyapı sorunları ve sosyokültürel aktiviteler ile ilgili projelerimiz var.
Bir belediye başkanı gibi beni de sürekli sokaklarda göreceksiniz. Her ilçede büyükşehir belediyesi toplantıları olacak. Kurtuluş günlerinde Seferihisar'da da, Kemalpaşa'da da, Kınık'da da olacağız. Vatandaşlarımızın kente aidiyet duygusunu birlikte çoğaltacağız.
• Görev yaptığımız süre boyunca pozitif ayrımcılığı gençlerimize, kadınlarımıza ve engelli vatandaşlarımıza yapacağız.
•Göreve geldiğimiz taktirde ilçe belediyelerimizle birlikte Dost Market kurmayı hedefliyoruz. Bu market paranın geçmediği tek yer. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımız belediyemizin sosyologları tarafından belirlenip, ihtiyaçlarını giderebilmeleri için yürüteceğimiz bu projeyi 30 ilçemize de uygulamayı hedefliyoruz.
•Engelsiz Kafe, Diyet Kafe gibi konsept kafelerle hem yeşil alanlarımızın kullanımını hem de vatandaşın ekonomisini düşünen projeleri hayata geçirmeyi planlıyoruz.
•Spor faaliyetlerini çok önemsiyoruz. İzmir'in yeni stadlara ihtiyacı var. İzmir'de milli müsabakaların yapılacağı bir stada ihtiyaç var. İzmir'in belediye hizmet binasına ihtiyacı var. Bunlar için önemli adımlar atmayı istiyoruz.
•Vatandaşın öncelikli problemini çözmek için, kentin gönüllü denetmenleriyle kenti yönetmenin çok önemli ve anlamlı olduğunu düşünüyorum. 5 milyonluk kentimizi 1 milyon insanlar yönetmeyi arzu ediyorum. Bunun Türkiye belediyecilik tarihine önemli bir referans olmasını umuyorum. "
Bornova Belediye Başkanlığı göreviniz boyunca, vaat edip gerçekleştiremediğiniz projeniz oldu mu?
"Tamamına yakınını gerçekleştirdik. 'Belediye Hizmet Binası' projemizi tasarladık, ruhsatlandırdık. 2018-19'da çıkan krizden dolayı erteledik. Bütçesi dahil her şeyi hazırdı. Devam etseydik şuana kadar bitmiş olurdu. Aday olduğumda sunduğum projelerin tamamına yakınını, bunun yanı sıra iki katı kadar daha farklı projeleri gerçekleştirdim. Nasıl? Ben aday olduğumda kafe projesi vaatetmemiştim. Ama üniversitede öğretmenlerimiz, hocalarımız ve öğrenci kardeşlerimizin ortaya koyduğu bu projeyle ilçeye bir başka çalışma kazandırdık.
Pazar yerlerinin bir kısmı vardı, bir kısmı yoktu. Vaatettiğimizin hepsini ortaya koyduk. Burada sivil toplum örgütleri, yapılan araştırmalar ve muhtarlarımızın talepleri ile yaptık.
Ben anket çalışmalarına çok önem veriyorum. Hangi ilçemizin veya hangi mahallemizin en öncelikli sorunu nedir, bu işi yapan, uzmanı olan arkadaşlara sormadan ilk üçü söylerim. Eğer benim sıraladığım bu üçü gerçekle örtüşmezse ben siyaset yapamam. Çünkü ben kendi gözlemlerimle gerçek anketten gelen sonuçların aynı noktada çıkıştığı kadar siyasette varım demektir. Eğer kendi yaşadığımız kentin önce sorunlarını yaşayamıyorsak, hissedemiyorsak demek ki o kentle birlikte beraberlik içerisinde değilizdir diyerek kendimi de test ederim. Görevde birlikte çalıştığım muhtar arkadaşlarımla ilgili araştırma yaparım. Vatandaşın onları başarılı bulup bulmadığını, hangisinin en başarılı olduğunu araştırarak kent içerisindeki başarı rekabetinin oluşacağına inanıyorum. Göreve geldiğim takdirde 30 ilçenin belediye başkanlarını ölçerek, birbirimizi denetleyerek ama en önemli hedefimiz kentimizi bir adım daha ileriye götürmek için var gücümüzle çalışmak zorunda olduğumuzdur."
İzmir'in bu denli çok göç alması ve kent estetiğinin bozulabilmesi hususundaki görüşleriniz nelerdir? İzmir'de imar planlamaları nasıl şekillenecek?
"İzmir bir çanaktır ve tarihi bir kenttir. Orta Anadolu'daki Kayseri, Eskişehir gibi değil. İnsanların denize yakın olma arzusu, kent estetiğinin korunması, tarihi alanlara zarar verilmemesi gibi unsurlar göz önüne alınarak en iyi belediyecilik hizmetiyle planlamalar oluşturulması gerekiyor. Bunun yanı sıra mimarlık öğrencisi olup mimar olmaya çalışarak, ki ben mimar olduğumu düşünmüyorum çünkü biz sadece mimarlık eğitimi alıyoruz mimar olmak başka bir şey, kentsel tasarım bölge ve şehircilik planlaması yapan birisi olarak bunu yine üniversitelerimiz ve planlama bölümlerimiz ile birlikte planlayarak kentimizin imar sorununu çözüme kavuşturma düşüncesindeyiz. Kentin imar müdürlüklerinin en hızlı ruhsatlandırılmasını sağlamak, vatandaşların ve iş insanlarının önünü açmak, kent için hayal kuran, bundan 50 yıl öncesinin bile hayallerini kuran tasarım gruplarımızla çalışmalar yürütmeliyiz. Biz bunu Bornova'da yaptık. Tasarım gruplarımızla, üniversitelerimiz yeni mimarlık ve mühendislik fakülteleri öğrencileri ile, şehir ve bölge planlamaları ile diğer tüm birimlerle de işbirliği yaparak amacımız kentimizi gerçekten bilimsel olarak ve üniversite hocalarımızla, öğrencilerimizle ve enerjilerimizle, bir adım daha ileriye götürmektir. Dolayısıyla kent estetiği, cephe kaplamaları gibi hususların hepsi ile ilgili, ilgili birimlerimizle evimizi güzelleştirmemiz gerekiyor. Depremde kentsel dönüşüm işi var. Bunun için de ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak daha yaşanılabilir ve güvenli kentler ortaya koymamız gerekiyor.
Sadece deprem değil sel ve iklim krizi gibi doğal afetlere karşı dirençli şehirler oluşturmamız lazım. "
Asgari ücretin 17.002 TL olması vatandaşı nasıl etkileyecek?
"Ülkemizde bugün yapılan bir zam 2 aylık bir süreç sonrasında çok komik bir hale geliyor. Enflasyon çok yüksek bir oranda. Bizlerin de sosyal devlet uygulaması anlamında az önce belirttiğim gibi 90 dakikalık ulaşım indirimi, vatandaşın en büyük şikayetlerinden biri olan su faturalarının çok yüksek olması hususunda, daha su kullanarak fakat metreküpünü daha ucuzdan kullanabilmeleri adına ekonomik anlamda daha gelirli olan vatandaşımıza katkı sağlamamız lazım. Su bizim en büyük zenginliğimiz fakat bir krizle karşı karşıyayız. Bu durumda vatandaşı bilinçlendirerek bazı aparatlar kullanarak suyu daha az kullanmalarını sağlamak, vatandaşı önceliklerimiz çocuklar olmak üzere bilinçlendirmek olacaktır. Çöp problemi içinde transfer ve depolama alanları hususunda çalışmalar yapılması gerekmektedir. Çağdaş İzmir'in çöplerini evde ayrıştırmış olması gerekiyor ki çevremize daha az zarar verelim. "
Koku probleminin büyük ölçüde çözüldüğü söyleniyor fakat özellikle yaz aylarında şikayetler devam ediyor. Bunun çözümü için ne gibi projeleriniz var?
" Bu sorunun çözümü için İZSU kurumumuzla birlikte bu sorunları masaya yatırarak şeffaf bir biçimde ne kadar harcama yapılacağı ve çalışmaların ne zaman sonlanacağı şeklinde belediyemizin web sitelerinden ve sosyal medya hesaplarından vatandaşlarımıza anlatarak hep birlikte körfezimizi temiz tutup kentin bir mobilyası olduğunu unutmayarak çalışacağız. İzmir gibi bir kentte Denizi daha çok kullanmamız gerekiyor."
İzmir dendiğinde herkesin aklına 'Kokan Şehir' geliyor, bunun sebebi nedir?
"Şöyle düşünelim; bardağın bir tarafı dolu diğer tarafı boş. Sadece boş tarafından değil dolu tarafından da bakalım. Bizim öğrenci olduğumuz yıllarda körfeze giderken çok kötü kokuyordu ve burnumuza mandal takıyorduk. O dönemlerde başlayan Körfezi temiz tutalım kampanyaları düzenlendi. Pek çok iş insanı yardımlarda bulundu. Büyükşehir belediyemiz de kurmuş olduğu tesislerle esasında Türkiye'nin en çağdaş ve Türkiye'nin en çok arıtma tesisine sahip olan bir kent haline gelmesini sağladı. Yeterli mi? Değil. Bu sorunun çözümü için azim ve kararlılıkla daha çok yatırım yaparak, hem koku sorununu hem de körfezdeki canlı yaşamını ve türlülüğünü arttırmak için imkan sağlamalıyız. Bu doğa ve çevre bizlere emanet."
İşsizlik sorunu olup belediyeye sığınan vatandaşlar için ne gibi projeler hayata geçirilecek?
Yapılanlar yapılacakların teminatı mı olacak?
Tüm maddeler ve detaylı açıklamaları Oluşum Haber'de, Sokağın Nabzı'nda sizlerle...








