Kazlar Yüzdü, İnsanlık BoğulduKazlar denize girmiş.
Evet, bir ülkenin gündemini sarsan büyük suç bu: Kazların yüzme cesareti!Denize plastik atan insan serbest.
İzmaritini kuma gömen özgür.
Ama serinlemek isteyen bir kaz?
Suçlu!Halk rahatsız olmuş.
Kazlardan…
Ama lağım gibi akan vicdansızlıktan kimse rahatsız değil.
Şikâyet edildi.
Zabıta geldi.
Kazlar toplandı, kümese kilitlendi.
Ve sonra?
Sekizi öldü.Sıcak çarpmadı onları.
Biz çarptık.Bir şikâyetle.
Bir dilekçeyle.
Bir “rahatsız olduk” cümlesiyle öldürdük.
O kazlar ölmedi.
İnsanlık kendini gömdü.Tabuta merhamet konmadı.
İki kürek vicdan atılmadı.
Çünkü kalmamıştı.
Çürümüş olan sadece ceset değil, zihniyetti.Kazlar yüzdü.
Ama biz battık.Zaten biz çoktan pisletmiştik denizi.
Pet şişe, deterjan köpüğü, egolar ve cehalet…
Biz çoktan boğmuştuk o suyu.
Kazlar masumdu.
Ama suçlu bulundular.
Çünkü bu memlekette artık:
Bir hayvanın varlığı, bazı insanların konforuna aykırı.Kaz ses çıkarırsa şikâyet.
Köpek havlarsa belediye araması.
Kediye mama verilirse linç kampanyası.Ama…
Denizi kirleten insansa?Hiçbir şey olmamış gibi güneşlenmeye devam.Kazlara tahammül edemeyen bir toplum, kendine nasıl katlanıyor?Her yerini betona gömmüş, ruhunu AVM’ye kiraya vermiş, merhametini kredi kartıyla taksitlendirmiş bir toplum…Bir kaz yüzdü diye rahatsız olanlar var.Ama her sabah sokakta dayak yiyen kadınlara sesi çıkmayan,
Açlıktan çöpleri eşeleyen çocukları görmezden gelen,
Yolda ölü kedi görünce “tüh” deyip story atan insanlar var.Vicdanı sadece sosyal medyada filtreyle çalışanlar…Kazlar serinlemek istedi.
Bizse onlara cehennemi sunduk.
Çünkü bu topraklarda, bir kazın yaşama hakkı, insanın sessiz kalışıyla kurban edilir.Çünkü bu ülkede, doğaya düşmanlık medeniyet;
Hayvana tahammülsüzlük “normal” sayılır.Kazlar öldü, evet.
Ama aslında mezar, onların değil bizimdi.
Üstüne toprak değil, utanç atıldı.
Kazlar sadece yüzmedi.
Bizim bataklığa saplanmış insanlığımızın üstünden geçip gittiler.
Ama dayanamadılar.
Bizim cehaletimiz, onların kalbinden hızlıydı.Belki de o kümes, kazlara değil bize yapıldı.
Çünkü artık her şeyi kafese kapatmak istiyoruz:Kuşu ötmesin diye…
Köpeği havlamasın diye…
Kadını suskun kalsın diye…
Gerçeği kimse duymasın diye…Kazlar yüzdü.
Ve biz bir kez daha gördük:
En büyük tehdit doğa değil; insandı.Kazlar özgürdü.
Kazlar yüzdü.
İnsanlık kıyıya bile çıkamadı.Çünkü insan, kendini doğadan üstün gördüğü an…
Tüm doğasını kaybetmiştir.Ve artık denize kaz değil;
İnsanlık gömülmelidir.
Evet, bir ülkenin gündemini sarsan büyük suç bu: Kazların yüzme cesareti!Denize plastik atan insan serbest.
İzmaritini kuma gömen özgür.
Ama serinlemek isteyen bir kaz?
Suçlu!Halk rahatsız olmuş.
Kazlardan…
Ama lağım gibi akan vicdansızlıktan kimse rahatsız değil.
Şikâyet edildi.
Zabıta geldi.
Kazlar toplandı, kümese kilitlendi.
Ve sonra?
Sekizi öldü.Sıcak çarpmadı onları.
Biz çarptık.Bir şikâyetle.
Bir dilekçeyle.
Bir “rahatsız olduk” cümlesiyle öldürdük.
O kazlar ölmedi.
İnsanlık kendini gömdü.Tabuta merhamet konmadı.
İki kürek vicdan atılmadı.
Çünkü kalmamıştı.
Çürümüş olan sadece ceset değil, zihniyetti.Kazlar yüzdü.
Ama biz battık.Zaten biz çoktan pisletmiştik denizi.
Pet şişe, deterjan köpüğü, egolar ve cehalet…
Biz çoktan boğmuştuk o suyu.
Kazlar masumdu.
Ama suçlu bulundular.
Çünkü bu memlekette artık:
Bir hayvanın varlığı, bazı insanların konforuna aykırı.Kaz ses çıkarırsa şikâyet.
Köpek havlarsa belediye araması.
Kediye mama verilirse linç kampanyası.Ama…
Denizi kirleten insansa?Hiçbir şey olmamış gibi güneşlenmeye devam.Kazlara tahammül edemeyen bir toplum, kendine nasıl katlanıyor?Her yerini betona gömmüş, ruhunu AVM’ye kiraya vermiş, merhametini kredi kartıyla taksitlendirmiş bir toplum…Bir kaz yüzdü diye rahatsız olanlar var.Ama her sabah sokakta dayak yiyen kadınlara sesi çıkmayan,
Açlıktan çöpleri eşeleyen çocukları görmezden gelen,
Yolda ölü kedi görünce “tüh” deyip story atan insanlar var.Vicdanı sadece sosyal medyada filtreyle çalışanlar…Kazlar serinlemek istedi.
Bizse onlara cehennemi sunduk.
Çünkü bu topraklarda, bir kazın yaşama hakkı, insanın sessiz kalışıyla kurban edilir.Çünkü bu ülkede, doğaya düşmanlık medeniyet;
Hayvana tahammülsüzlük “normal” sayılır.Kazlar öldü, evet.
Ama aslında mezar, onların değil bizimdi.
Üstüne toprak değil, utanç atıldı.
Kazlar sadece yüzmedi.
Bizim bataklığa saplanmış insanlığımızın üstünden geçip gittiler.
Ama dayanamadılar.
Bizim cehaletimiz, onların kalbinden hızlıydı.Belki de o kümes, kazlara değil bize yapıldı.
Çünkü artık her şeyi kafese kapatmak istiyoruz:Kuşu ötmesin diye…
Köpeği havlamasın diye…
Kadını suskun kalsın diye…
Gerçeği kimse duymasın diye…Kazlar yüzdü.
Ve biz bir kez daha gördük:
En büyük tehdit doğa değil; insandı.Kazlar özgürdü.
Kazlar yüzdü.
İnsanlık kıyıya bile çıkamadı.Çünkü insan, kendini doğadan üstün gördüğü an…
Tüm doğasını kaybetmiştir.Ve artık denize kaz değil;
İnsanlık gömülmelidir.