Kimse "benim yoğurdum ekşi" demiyor.
Kimse, "temizliğe evinin önünden" başlamıyor.
Ve hiç kimse "mahalle yanarken ayna karşısında kendini seyrederek saçını neden tarıyorsun” diye sormuyor.
Sonra kalkıyoruz hep birlikte birilerini linç ediyor, birilerini adam yerine koyuyoruz.
Ve bir mühlet sonra, bugün linç ettiğimize bulunmaz “hint kumaşı” gibi sarılıyor, dün adam yerine koyduğumuzu da bugün yerden yere vuruyoruz.
Öncelikle şu algı ve davranış bozukluğundan artık vazgeçmeliyiz.
"ben dededen beri partiliyim", "ben ezelden beri partiliyim"
İyi ama neden?
Aranda yirmi – yirmi beş yaş fark olan çocuğunla kuşak çatışması yaşıyorum diyen sen değil misin?
Takım tutar gibi parti mi tutulurmuş!
Tutacağınız takım şayet sizin kendi takımlarınızsa eyvallah, tutunuz.
Ama tanımadığınız, bilmediğimiz kişilerin takımı ise; işte o zaman tuttuğunuzla kalır, takım sahibini de mesut, mutlu ve bahtiyar kılmış olursunuz.
Şuan ana muhalefetin dışında kalanların iktidarla halvete giren bir kısım parter gibi.
Yaşam bir akış içerisinde sürekli bir devinim ve gelişme halinde gerçek ise, dedenizin, ezelden beri taşıdığınız "aidiyet" bağı olarak gördüğünüz, ne felsefik açıdan ne hayatın olağan akışına ters giden durumlar ne de elinizde kalanın size hoş bir seda bile olmadığını çok net, çok kısa sürede ve çok büyük travmalar ile anlarsınız.
Ama iş işten geçmiş olur. Tanımadığınız kişilerin takımlarının aziz hatıraları dışında bir şey de hatırlamazsınız.
Kumpas kaset olayı ile genel başkanlık koltuğuna KK’nu oldu bittiyle oturtanlar sözüm sizedir.
KK’nun ilk genel başkanlık seçimlerinde delegelere etki edenler, etki altında kalanlar sözüm sizedir.
KK'nun “seçilmiş MV'leri serbest bırakılmazsa bizde yemin etmeyiz” dediğinde, onu ikna ederek yemin ettirenler; sözüm size dir.
Rakibinin, "tıpış tıpış gelecek, yemininizi edeceksiniz" diye bağırdığında gerçekten tıpış tıpış, koşa koşa gidenler sözüm sizedir.
Bu topraklara neredeyse 4. 000 yıldır uğramayan adalet için; 420 km. lik Ankara-İstanbul hattında sözde Adaleti yürüyerek ikna edebileceğini sananlar sözüm sizedir.
"Ekmek için Ekmeleddin" sloganı ile yüzyılımızın en aptalca siyasi adayı ve sloganına inanıp, kanıp, beynini kullanmayarak, sandığı ve seçimi protesto etmeyenler sözüm sizedir.
İktidarın muhalefet, muhalefetin ise iktidar olabilmesi adına şartların belki de yüz yılın Cumhuriyetin de yüzüncü yılına denk gelen 2023 seçimlerin de bu şartları en "namüsait" bir şekle çevirenler sözüm sizedir.
Kara çarşafa rozet takanlar ile bu kara tabloyu ayakta alkışlayanlar sözüm sizedir.
Silahlı Kuvvetlerine yapılan darbe, aşağılama, itibarsızlaştırma ve hatta silahsızlaştırmaya sessiz kalanlar, görmezden gelenler sözüm sizedir.
Milli eğitimi, cemaat ve tarikatlara teslim edenler sözüm sizedir.
Elbette, iktidar koltuğu uğruna halkına en aşağılık yalanları söylemekten utanmayanlar sözüm sizedir.
Nüfusunun %80 - 85 ini neredeyse asgari yaşama mahkum edenler sözüm sizedir.
Meclis çatısı altına teröristlerin davet edilmesini sözde barış, özde koltuk/iktidar hırsı için yapıldığını görmeyip, onu meşrulaştıranlar sözüm sizedir.
Üç günlük dünyada halkına sefaleti hak görenler sözüm sizedir.
Halkının verdiği güven oyunu "şahsına" verilmiş olarak kabul edip, şahsi çıkar ve emelleri uğruna, ticari ve siyasi gelecek beklentisi ile parti değiştirmede; ar, haysiyet, onur, gurur, namus kavramlarını görmezden gelen şerefsizler sözüm sizedir.
Ve elbette ki, kurucu değerlerini unutan, cumhuriyetle yaşdaş, laik, çağdaş, üniter ve sonsuza dek Ne Mutlu Türküm Diyenler ile Ne Mutlu Türk'üm Diyebilenleri "ulusalcı- faşist" likle suçlayıp, kan uyuşmazlığı gerekçesi ile partisinden pasifize edilenlere alkış tutanlar, göz yumanlar, sessiz kalanlar sözüm sizedir.
Evet şimdi tekrar okuyunuz.
Deniz Baykal nasıl pasifize edildi?
KK neden her seçim öncesi kazanamazsam istifa ederim dedi de sözünü neden tutmadı?
ÖÖ, muhalefet için en uygun şartların oluştuğu, iktidardan bunalan, korkan, sıkılanların desteği ile iktidar koltuğuna en yakın parti iken ve seçim takvimi henüz açıklanmamış iken CB adayını neden açıkladı?
Gürsel Tekin, 30 yıldan fazladır CHP nin neredeyse tüm kadrolarında aktif rol almış biri iken neden zenci olarak fişlenip, kölelik dönemi hukuku çağrışımları yaptırıldı?
Sonuç:
Takım tutar gibi parti tutulmaz.
Dededen, ebeden partiliyim diye tuttuğunuz ya da kayıtlı olduğunuz partinizi ne savunabilir, ne aktarabilir ne de anlatabilirsiniz.
Dik durmak, ilkeli davranmak için "sebep-sonuç" bağlamında fikri düşüncelerinizin ekonomik ve sosyal politikalar üzerinde bilgi sahibi, görüş sahibi ve bunların da elbette doğru kaynaklardan alınıyor olması gerekir ki doğru partide doğru roller üstlenebilesiniz.
Davacı aynı partiden,
Davalı aynı partiden,
Kayyum aynı partiden.
Bu durumun direk rakibi diskalifiye edebilmek için belden aşağı vurmak olduğunu herkes çok iyi bilmeli.
Ama, “ama” ların da olmamalı.
Önce kendinle hesaplaşmalısın bence.
Kaset olayı gibi,
Tıpış tıpış Ekmeleddin olayı gibi,
Adaleti 420 km. lik yolda yürüyerek bulamayacağın eylemselik anlayışın gibi, tencere tava dan oluşan bando, gündüz gözü ile lambaları aç kapa gibi ve daha yüzlerce tepki veriş yöntem ve anlayışların var iken son olarak da "komisyon” da yer almak gibi.
Sana bunları kim, geçmişte ve bugün de dayatıyorsa bil ki bu halkın sana olan güveninden ve sevgisinden korktuğu içindir.
Yüz yıl önce yedikleri dayağı unutmadıklarındandır.
Dün, ya istiklal ya ölüm diyenler, bugün de diyeceklerdir.
Cumhuriyetin omurgasını oluşturanlar dün de yaşayanlardı, bugün de yaşayanlardır.
Cumhuriyeti hiç sevmeyenler dün vardı bu gün de varlar.
Ve senin cumhuriyetini senden almak için önce seni senden almak isteyeceklerini dün görmezden geldin, bu gün de görmezden geliyorsun.
Tuzağa düşürüldün CHP.
Düşürüldüğün tuzakta da teker teker avlanacak ve parçalanarak yok edilmeye çalışılıyorsun.
Fakat hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Dün nasıl yedi düvelin üzerinden geçtiysek bu gün de o yedi düvelden kalanların üzerinden geçmesini biliriz.
Sadece, kuruluş ve kurtuluş hikayeni bir daha oku.
Dün nasıl yoktan var edilen bir ulus için, millet için, laik cumhuriyet, demokrasi için oluşan ruhun Kuvay-ı Milliye ile hayat bulması gerçek ise bu gün de bulacaktır, yarın da bulacaktır ve sonsuza kadar bu topraklarda Laik, tam bağımsız, Üniter bir Türkiye Cumhuriyeti var olacak,yaşayacaktır.
Ne mutlu Türküm diyene, ne mutlu Türküm diyebilene.
Vahdi SARIKAYA











