Değerli Okurum,
19 Mayıs 1919 Anadolu’nun unutulmuş, uyuşturulmuş, yok sayılmış ve sadece cephede askeri olsun diye varlıkları kabul edilmiş yanık tenli yiğit insanları için umudun yeşerdiği, özgürlük ve bağımsızlık aşısının vatan toprağının her bir karışına yapıldığı tarihtir.
Yıllarca yoklukla, yoksullukla sınanan Anadolu’nun güzel insanları; Mustafa Kemal’in Samsun’dan Anadolu topraklarına ayak basmasıyla yeniden ayağa kalkmaya başlamış, o gün Anadolu’nun her karış toprağına bağımsızlık düşüncesi ekilmiş, milletin kaderini yine milletin belirleyeceği fikri doğmuştur.
“Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunmaz” şiarı ile başlayan kurtuluş savaşımız, ebedi başkomutanımızın; “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri” emri ile taçlanmıştır.
Bu anlayış; sadece bir askeri strateji değil, aynı zamanda millet olma bilincinin en güçlü ifadesidir. Çünkü bu mücadelede yalnızca cephedeki asker değil; köylü, işçi, kadın, genç, yaşlı kısacası bu ülkenin tüm insanları vardır.
Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımızın 107 nci yılı kutlama yazı mı biraz bekleterek sizlerle paylaşma kararı vermiştim.
Kutlu olsun. Nice nice yıllara.
Bekletmemde ki gerekçem ise;
Vatanın her karış toprağı, vatandaşının kanı ile ıslanmış, her bir karış toprağında; ayak izini, yürek izini, alnının terini, uzuvlarından bir parçasını, bedenini bırakmıştı.
Bu gerçekler, başka gerçekler ile de çakışıyordu.
Çalışanlar, emekliler, gençler, atanamayan öğretmenler, geçim sıkıntısıyla mücadele eden milyonlar, üretmesine rağmen karşılığını alamayan insanlar ve yıllarca devletine hizmet etmiş meslek grupları; seslerini duyurmakta, dertlerine derman bulmakta zorlanıyorlardı.
Ve bunların başında da tam elli yıldan fazla bir süredir özlük hakkı ve statü sorunları ile yıpratılan, görmezden gelinen, sahipsiz zannedilen bir meslek grubunun cefakar insanları vardı.
Onlar da Astsubaylardı.
İşte tam da bu nedenle kıvılcım olan emekli Astsubaylar; “Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı” düşüncesinde ateş olup gelecekler ile yola çıkıyor, örgütlenmeye, yaygınlaşmaya başlıyorlardı.
Bu düşünce yalnızca bir meslek grubunun talebi değildir.
Bu çağrı;
Temsil edilmediğini düşünenlerin,
Unutulduğunu hissedenlerin,
Emeğinin karşılığını alamayanların,
Geleceğe dair umudunu kaybetmek istemeyenlerin çağrısıdır.
Bu çağrı; aynı vatanda, geleceğe umutla bakan, çalışan, çalıştığının karşılığını alan, alın terinin değerli, emeğin saygın, güven ve huzurun yaygın olduğu, mutlu ve gelecek nesillere daha yaşanılabilir, adil ve adaletli bir yurt bırakmak isteyenleredir.
Artık yeter...
Evet, çok zor bir konu biliyorum.
Elbette ki bu sürecin öncelikle hak kaybı olan tüm silah arkadaşlarımıza, sonrasında hak kaybı yaşatılan tüm meslek gruplarımıza, gençlerimize, atanamayan öğretmenlerimize, gazi sayılmayan silah arkadaşlarımıza, bizimle benzer sorunları yaşayan, açlık seviyesine mahkum edilmiş tüm çalışan/emekli yurttaşlarımıza, gençliğinden neredeyse utandırılır hale gelen gençlerimize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.
Şüphesiz ki demokrasimize yeni bir soluk, doğru bir bakış kazandıracak olan “Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Çıkartmak” düşüncesi; daha huzurlu ve mutlu bir ülkede yaşamak isteyenlerin destek ve katkıları ile gerçekleşecektir.
Çünkü;
Gerçekler sadece bizim değil, hepimizin gerçekleridir.
Yaşadıklarımız sadece bizim değil, hepimizin yaşadıklarıdır.
Sorunlar sadece bizim değil, hepimizin sorunlarıdır.
Vatan hepimizindir.
Sorunlarımız ise çalışan, üreten ve emeğini alamayan büyük çoğunluğundur.
Değerli okurum,
Bugün yaşadıklarımızın nedenlerini daha iyi anlatabilmek adına biraz geçmişe dönmemiz gerekmektedir.
Çok partili siyasal rejime geçtiğimizden beri ülkemizin demokrasi anlayışı maalesef parti liderlerinin iki dudağı arasına sıkışıp kalmıştır.
Başkanlık tipi rejim’de buna tuz biber ekmiştir.
Elbette ki bunun sosyolojik, coğrafik, ideolojik gerekçeleri olabilir.
Cumhuriyetimiz ve demokrasimiz, sağlıklı bir doğum ile dünyaya gelmesine rağmen gelişme dönemini çok sağlıklı tamamlayamamıştır.
Türk Milleti; Cumhuriyet ve Demokrasi’ye toplumsal direnç ve devinim ile ulaşmamış, kurtuluş savaşının kahramanları ve başkomutanının altın tepside sunması ile tanışmış, alışmaya çalışmıştır.
Geçmişten, belki de yüzlerce, binlerce yıldır içselleştirerek getirdiğimiz lider odaklı yönetsellik ilkesi sonucu, parlamenter sistem ve özellikle de çok partili dönemde demokrasimizin gelişim bozukluğu, statükocu ve vesayetçi yönetimler ile kör topal ilerletmeye çalışılmış, aslında Cumhuriyet’in ilanından sonra çoğu zaman da ciddi zararlar almıştır.
İşte bu yanlış algı, yaygınlaşan bu anlayış, güç ve çıkar odaklarını daha da güçlendirmiş, yüz yıl önce bir olan padişah sayısı neredeyse onlu, yüzlü, binli sayılara kadar çıkmıştır.
Bunun en somut ve yalın göstergelerinden belki de biri; TBMM çatısı altında tam yedi dönemdir milletvekilliği yapanların olmasıdır.
Ayrıca; 2, 3, 4, 5, 6 ve 7 dönemdir parlamentomuzda demirbaş statüsünde vekillik yapanların oranı %60 dan fazla, sayıları ise azımsanmayacak derecede, 350 civarındadır.
Maalesef ülkemizde milletvekilliği artık bir meslek haline gelmiştir.
Evet, Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı çıkartabilmek için emekli Astsubay camiamızın başlattığı bu çalışma elbette toplumumuzun her katmanının orantılı olarak TBMM çatısı altında da temsil edilmesi için farkındalık yaratacaktır. Bu vesile ile seçim bölgelerinden onlarca, bağımsız Millet Vekilinin TBMM çatısı altında toplanması ya da siyasal partilerimizin vekil tercihlerinde ki mesleki dağılımını yaygınlaştırabileceğini de ayrıca değerlendirmekteyim.
Dolayısı ile “Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Çıkartma Düşüncesi” çok partili siyasal rejime geçtiğimizden beri en önemli politik bir yaklaşım olarak şimdiden Türk Siyasi Tarihi içinde yerini almıştır.
Bu durum, bizim içinde yaşadığımız Türk Milletimize borcumuzdur.
Bu durum sizin içinde yaşadığınız vatanınıza borcunuzdur.
Bakın sayın okurum;
Sınıfsal mücadele ile ülkemizin dokusunu oluşturan toplumun her katmanından sayılar aşağı yukarı şöyledir:
17 milyondan fazla işçi, köylü, esnaf, memur emeklisi vardır. Fakat parlamento da temsil eden tek bir vekilleri yoktur.
Sayıları 6 milyondan fazla olan üniversite öğrencimiz vardır. Fakat parlamentomuzda gençlerimizin, geleceğimizin tek bir temsilcisi yoktur.
Sayıları 2 milyon civarında olan Astsubay ve askeri personel emeklisi ve aile bireyleri vardır. Ama parlamentoda temsil eden tek bir vekilleri yoktur.
Amaa, toplumsal katman temsilcilerinin olmadığı parlamentomuzda vekillikleri, babadan oğula geçirilen çokça vekilimiz vardır.
Değerli okurum konuyu artık toparlayacak olursam;
“Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir." diyen Mustafa Kemal ATATÜRK, bu sözü ile, cumhuriyetin yalnızca bir yönetim şekli değil; eşitliği, adaleti ve halkın her kesimini kucaklayan sosyal bir devlet anlayışını temsil ettiğini vurgulamıştır.
Geldiğimiz nokta da ise
Sistem haklıdan yana değil, güçlüden yanadır.
Adalet ne yazıldığı gibi okunuyor, ne de okunduğu gibi uygulanıyor.
Sosyal devlet anlayışı, yoksulluğu kader olarak görüp, yoksulu yok hükümlü sayıyor.
Halkın her kesimini kucaklamaktan ziyade, kast sisteminde olan zengin ve güçlü kucaklanıyor.
Bireysel anlamda hiçbir şahsı zan altında bırakmıyorum.
Ama kurulan sistem böyle olmasa da dönüştürülen ve dayatılan sistem bu hale geliyor.
Buna Demokrasi denmez.
Bunun adı Cumhuriyet bile olamaz.
Ancak, güçlünün hukukunun uygulandığı, güçlünün gücünü koruduğu ve sokaktaki insanın uyutulduğu, unutulduğu, uyuşturulduğu bu sisteme; 21 nci yüzyılın ucube yönetsellik rejimi diyebiliriz.
İşte bütün bu gerekçeler; “Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı” çıkartılması gerekliliğini doğurmuştur.
Tüm mazlum kesimlerin sesi olmayı, yüz yıldır yerine oturtamadığımız demokrasimizi çağdaşları ile aynı kürsüye çıkartmayı, haklının hakkı, sesi gür olanın değil, sessiz çoğunluğun çığlığı, yeniden kimsesizlerin cumhuriyeti olmayı hedefliyoruz.
Değerli okurum,
Sığınacağınız Cumhuriyet limanından başka bir liman, savunacağınız haklarınızdan başka güvenceniz yoksa, siz de yoksunuz, biz de yokuz.
Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı çıkartma projemize destek veriniz, katkı koyunuz.
Çünkü ne bizim, ne de sizin gideceğiniz başka bir vatan yok.
Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı sizsiniz.
Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı biziz.
Bu vatan sizin,
Bu vatan hepimizin.
Vadi SARIKAYA
www.cumhurbaskaniadayimiz.com









